Türkiye’de Bikiniyi İlk Kez O Giydi…!

Belkıs Söylemezoğlu nam-ı diğer Benli Belkıs. İlki 14 yaşında beş evlilik, yüzlerce aşk, sayısız skandalın kadını… İçinde sanat, , iş dünyasının bulunduğu; savaş ve casusluğun kol gezdiği çalkantılı bir hayat… Erkeklere çaresizlik, kadınlara kıskançlık veren bir güzellik… Gazeteci Şaziye Karlıklı, Belkıs Söylemezoğlu’nun hayatını “Benli Belkıs – Efsane Aşkların Kadını” adlı kitapta anlattı.

Habertürk’ten Kürşad Oğuz’un haberine göre; Süleyman Şefik Paşa, 9 yıldır Yemen’de görevliydi. Üç çocuğu vardı ama güzel bir Yahudi dansöze gönlünü kaptırmıştı. Raşel adını Ayşe Vedad, dinini de İslam’la değiştirerek evlenmişti. Önce Rabia doğdu, 1917’de Belkıs. Ardından Perizat.

Mondros’un ardından 1919’da ailesiyle İstanbul’a döndü. Damat Ferit’in İstanbul hükümetinde Harbiye Nâzırı oldu. En önemli görevi Kuvayı Milliye hareketini etkisizleştirmekti. Kongresi basılacak, Mustafa Kemal ve arkadaşları tutuklanıp İstanbul’a getirilecekti. Yapamadı. ’da Meclis saltanata son verince sonunun geldiğini anladı. İngiliz korumasında Mısır’a kaçtılar, İskenderiye’ye yerleştiler. Hicaz’da iş bulunca oraya taşınmak zorunda kaldılar, ancak Ayşe Vedad bu tutucu hayata isyan etti. ’ye girmesi mümkün olmayan paşa orada kaldı, Ayşe Vedad çocuklarla İstanbul’a döndü. 1926 yılında İstanbul’a geldiklerinde Belkıs 9 yaşındaydı ve onun hikâyesi şimdi başlıyordu.

Yeni kıyafetler, şapkalar alındı, uygun bir ev bakıldı. Sonunda Kuzguncuk’taki 30 odalı Marko Paşa Köşkü’nde karar kılındı. Belkıs 1927’de Kandilli Kız Ortaokulu’na yazdırıldı, sonra Amerikan Kız Koleji’ne. Hep “Çok güzelsin” sözünü duyuyordu ama güzelliğinin etkisini ilk kez kolejde fark etti. Erkeklerin gözü hep üzerindeydi. Bu yüzden, değil lisenin üçüncü yılını, ikinciyi bile göremeyecekti. “Hiç paraları kalmamıştı. Köşk ipotek edilmişti. Haciz an meselesiydi. Paşa babalarının maaşıyla bu hayatı sürdürmek artık mümkün değildi…” Annesi bu sözlerle ikna etti onu. “Peki neden ben?” diye sordu Belkıs, “Rabia Ablam daha büyük, o evlensin.” Ayşe Vedad gülümsedi: “Çünkü sen daha güzelsin. Zengin adamlar güzel kadın ister.”

14 yaşında, ağlaya ağlaya, Bursalı genç tütün tüccarı İhsan Bey’le evlendi Belkıs. Erkeklerle hikâyesi de böyle başladı.

Kocasıyla gittiği Ankara Palas’ta, onu yok etmeye ant içmiş bir babanın kızı olarak, Gazi Mustafa Kemal’le dans ettiğinde herkes büyülü gözlerle ona baktı. Güzelliğinin her şeyi değiştirebileceğini o gece anlamıştı.

Meclis Başkanı Kâzım Özalp’ın oğlu Enver’le de Ankara’da tanıştı. Platonik aşk kısa sürede otel randevularına dönüştü ve skandal patlak verdi. Ailesi tarafından Paris’e gönderilen Enver, Belkıs’ın mektuplarını cevapsız bıraktı. Âşık Belkıs, 18’inde boşanıp Marko Paşa Köşkü’ne döndü.

Baştan çıkarıcı Parseh Gevrekyan’dan “Âşık olmadan sevişilebileceğini” öğrendi. Ermeni adam ona, Tepebaşı’ndaki apartmanın üst katını ayırmıştı. Dairede peş peşe davetler veriyor, İstanbul sosyetesine yakınlaşıyordu. Parseh’in, kızkardeşi Perizat’la da aşk yaşadığını öğrenince onu da bıraktı. Bu tercihleri, Marko Paşa Köşkü’nün 1937’de satılmasıyla sonuçlandı.

İş yeniden başa düştü. Sırada zengin avukat Sadi Rıza Dağ vardı. O da güzel kadınlara düşkündü. 1937 Mayısı’nda nişanlandılar. Ancak adada tek başına denize girmesi sorun oldu. İlk evliliği üç yıldan biraz uzun sürmüştü. Sadi Bey’le olan sadece birkaç ay.

20 yaşında, tecrübeli, güzel ve özgürdü. Mücevherleri ve yeni nafakası vardı. Talimhane’de geniş bir apartman dairesine taşındı. Peşi sıra bir mektup geldi. Mısır’ın en zengin paşası resmini görmüş ve çok beğenmişti. Zamalek Valisi Gallini Fehmi Paşa’nın sahip olduğu arazi ve sarayların haddi hesabı yoktu ve 90 yaşındaydı. Belkıs yeniden başlamaya hazırdı.

“Servet avcısı”, “kötü kadın” dedikoduları eşliğinde 1938’de evlilik gerçekleşti. Belkıs bir yandan da başka erkeklerle flörtü sürdürüyordu. Ancak Paşa’nın çocukları onu ölümle tehdit etti. Onlara hakkı olanı alıp sessizce ayrılacağını yazdı. 20 bin İngiliz Lirası’na anlaştılar. Mücevherler de Belkıs’ta kalacaktı.

1939’un kasvetli İstanbul’una zengin bir kadın olarak dönmüştü Belkıs. Şehirde güçlü ülkelerin istihbarat elemanları cirit atıyordu. Belkıs bazen av bazen avcı olduğu bir oyunun içinde buldu kendini. Almanların desteklediği Gün Gazetesi’nin patronu İsmail Hakkı Bayramzade’nin oğlu İlhan Bayramoğlu ile tanıştığında onun “Yeni Enver” olabileceğini düşündü. Nişanları yine Pera Palas’taydı. Ama İlhan’ın, , İngiltere ve MAH’a çalışan bir ajan olduğu ortaya çıktı. Hayatı tehlikedeydi ve kurtuluşu kendi memleketinin istihbaratıyla anlaşmada buldu. Belkıs, 1940 yılının son gecesinin düğün gecesi olacağını hayal etmişti ama şimdi, Budapeşte’de bir balo salonunda bir başka adama gülümsüyordu…

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.