Şeyma Subaşı Sevgilisi Acun Ilıcalı ve Özel Hayatını Anlattı…

Eylül ayında sevgilisi Acun Ilıcalı ile evlenmeye hazırlanan Şeyma Subaşı, ilişkisini ve bilinmeyenlerini ilk kez Hürriyet’ten Onur Baştürk’e anlattı. İşte o röportaj…

Instagram’da 1.5 milyon kişi onu takip ediyor. Seveni kadar nefret edeni de var.
Seveni, ”Ne yemiş, ne giymiş, nereye gitmiş” diye diye en küçük detayına kadar onu takipte. Peşini bırakmıyor, sahipleniyor. Nefret edeni de fanatik.

Fotoğraflarının altına beddua içeren yorumlar döşemekte ısrarlı, bıkmıyor. Çünkü o sıradan bir fenomeni değil.

Aynı zamanda Acun Ilıcalı’nın sekiz yıllık sevgilisi: Şeyma Subaşı.

Henüz evliyken Acun’la aşk yaşamaya başlayan ve ondan Melisa isminde bir kız çocuğu dünyaya getiren Şeyma Subaşı bayram röportajı konuğum. Duygularını şeffaf bir şekilde aktardı Şeyma.

Heyecanlıydı, ”İlk kez konuşuyorum” diye. Başka heyecanları da vardı: 18 Eylül’de St. Tropez’de yapılacak düğünü ve yakında çıkacak olan stil danışmanlığı aplikasyonu…

Röportaj boyunca hızlı hızlı, çoğu zaman kendiyle dalga geçerek, bol bol gülerek, adına da uygun olarak sıkça ”şey” kelimesini kullanarak konuştu Şeyma Subaşı.

İçten ve filtresiz hali sempatikti. Kendini koruduğu alanları da vardı tabii.

Acun Ilıcalı’nın eski eşiyle ilgili direkt soruma yanıt vermek istemedi.

Onun dışında 18 yaşından beri yaşadığı her şeyi anlattı.

Ve işte karşınızda -beğenin ya da beğenmeyin- son yılların en ilginç popüler figürü:

Benim ona uygun gördüğüm ismiyle ”yerli Kendall Jenner” yahut Acun Ilıcalı’nın medyadan sakındığı/gizlediği ”ruh ikizi” Şeyma’sı…

Hakkındaki olumsuz yorumlara, hakaretlere nasıl katlanıyorsun?

Bence onlar ne biliyor musun? İki elin parmağını geçmeyen kişiler. Aynı şeyleri döndürüp duruyorlar. Her insanın çok üzüldüğü zaman cinnet geçirdiği bir nokta oluyor. Benim de oldu tabii.

Bu yorumlar ilk başladığında ne hissediyordun? Şimdi ne hissediyorsun?

 Annem hep şöyle derdi: ”Her yıl bir yıl önceki aklını beğenmeyeceksin kızım.”

Ben bazen şöyle diyorum kendime: ”İki hafta önceki aklımı bile beğenmiyorum!”

Hepimiz habire yeni bir tecrübe ediniyoruz. Şimdiki aklımla 19 yaşında olsam yine şu an durduğum gibi dururdum.

Artık her şeyi o kadar net ve açık görüyorum ki… ”Zoom out” olarak olaya bakıyorum.

Onların bana yazdığı kötü söz ya da beddua benim şu an seninle konuşmamı engelliyor mu? Acun’la birlikteliğimi engelliyor mu? Benim kızıma bir şey yapıyor mu? Ya da benim alacağım çantama? Ne oluyor yani? Bu kadar negatiflikle hiç tanımadıkları birine dolarak kendilerine zarar veriyorlar.

Beni tanıyanlar benden hiç nefret etmedi şimdiye kadar. O yüzden o yorumları yapanlara bir set çektim. Etkilenmiyorum. Sadece kızıma ve aileme yazılanlardan dolayı çok üzüldüm. Çünkü çok iftira oldu.

Bunu söylememem gerekiyor ama söyleyeceğim. Annemle babam bugüne kadar benden 1 lira bile istemedi. Ablam da öyle. Daha geçenlerde ablama doğum gününde bir çanta aldım. Ağladı, ”İnanmıyorum” diye. Duygu sömürüsü yapmak istemiyorum ama dışarıdan neler neler düşünülüyor.

 

Ailen Acun’la olan ilişkini başından itibaren destekledi mi?

 İlk 1.5 sene bir şey bilmiyorlardı. Babam olay patlayınca gazeteden öğrendi! Ya zaten en başından anlatsam olur… Acun o kadar cesaretli, vicdanlı ve iyi şeyleri içinde barındıran biri ki, zamanı geldi aileme ”Şeyma’yı ben istediğim için etkiledim, etkilemeye çalıştım” dedi.

Ailen öğrenince ne yaptı?

Hep yanımdalardı. Yani, babam ne yapacaktı bana? Dövecek miydi? Dövse ne olacak? Beni ret mi edecek? Kızıyım, canıyım, kanıyım. Ne yapabilir? Acun ve ablam, babam öğrendikten sonra onunla konuştular. Babamı şey bir kıvama getirdik ve biz devam ettik.

 

Şunu merak ediyorum: O yaşta güçlü adam figürü de etkilemiş olabilir mi seni? Aşk dışında bu güç de başını döndürmüş olabilir mi?

Off! Gözüm böyle böyle döndü… (Abartılı mimikler yapıyor) 18-19 yaşında özellikle. Ben ‘Acun Firarda’ programıyla büyüdüm. Gezmeyi bu kadar sevmemin bir nedeni de o programdır. Zaten Acun diyor ki, ”Sana devrettim artık gezmeyi”. Ben galiba o dönem Acun Ilıcalı’nın da hayranıydım. Çünkü çok samimi, çok sempatik ve dürüst. Bana öyle geliyordu. Komik de…

İlk tanışmanız nasıldı?

 Ya çok özel ya… Ama güzeldi. Bizi şimdi görenler, ”Siz olmuşsunuz” diyorlar. Arkadaşız çok. Aynı mimikle, bakışmayla anlaşıyoruz. Başka bir şeydeyiz artık. Mıç mıç olduğumuz da oluyor ama öyle görüntü pek vermeyiz. En fazla yan yana oturur, el ele tutuşuruz. Diğer türlü bence iyi gözükmüyor. Ya da Acun’la büyüdüğüm için onun şeyi bana da geçmiş olabilir. (Gülüyor) Biz zaten kendimize elma diyoruz. Kes yarıya, birleşiyoruz. ”Ruh ikizim” der bana Acun zaten.

Yaş farkına takılmıyorsun…

Yaş maş hiç önemli değil. Aramızda 21 yaş var ama Acun benden 2 yaş küçük, öyle söyleyeyim. (Gülüyor) ”Bırak şu Pollyanna’lığı, çocukluğu” dediğim çok oluyor. Çok saf. Kötü anlamda demiyorum. İyi niyetli diyeyim.

Çocuk planınız var mıydı?

Yok, öyle plan bir yoktu.

Genç yaşta anne olmak nasıl bir his?

*23 yaşında anne oldum. Benim jenerasyonumda büyük cesaret. Şu an hamile kalmaktan daha çok korkuyorum. O zaman cesaretliymişim. Bir de normal doğum yaptım. Doğumda Acun yoktu. Ben annemle Miami’de evdeydim. Annem örgü örüyordu. Acun’la telefonla konuşup kapattık. O da PlayStation oynadıktan sonra uyumuş. Aramızda 6-7 saat fark var. Tuvalete gittim ve ”Anne ben galiba doğuruyorum” diye seslendim. Sonra teyzeme telefon açtım. Teyzem de Miami’ye 45 dakika uzaklıkta. Hemen gelip bizi aldı. Gece 03.00 gibi mesaj attım Acun’a, ”Doğuruyorum” diye. O kadar kolay bir doğum yaptım ki… Ertesi gün Acun geldi Esat’la. Hiçbir şey olmamış gibi karşıladım onları, saçım başım toplanmış olarak. Çabuk toparlamıştım.

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.