Cem Sultan Kimdir? Cem Sultan’ın Hayatı ve Biyografisi

Cem Sultan ?

Cem Sultan Fatih Sultan Mehmet’in oğludur. Şehzade Cem Sultan, abisi şehzade II.Beyazıd ile yaşadığı taht mücadelesi sonrası komşu ülkelere sığınmış fakat II.Beyazıd ile giriştiği son savaşta Anadolu’nun güneyine inerek Rodos’a gitmek zorunda kalmıştır. Şehzade Cem Sultan Edirne sarayında lala ve dadılarından iyi bir eğitim almış ve Fatih Sultan Mehmed’in verdiği elçilik görevlerini yerine getiren gözde şehzadelerden olmuştur. Rodos’a geçişi ile birlikte bir daha Anadolu’ya dönemeyen Cem Sultan ölümüne kadar sürecek bir sürgün hayatı yaşamıştır. Bu sürgün hayatı sırasında Avrupa’da yapılan bazı portrelerde yer almıştır. Kesinleşmemiş ve iddia olarak kalan bir çok eserde de yer aldığı düşünülmektedir. İşte Cem Sultan’ın hayatı ve portreleri…

WhatsApp Image 2018-06-05 at 01
  1. Cem Sultan ve Taht Mücadelesi

Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Cem Sultan, 1459 yılında Edirne Sarayında dünyaya geldi(Baysun, 1969, s.69). İlk eğitimini Edirne Sarayında, 4 yaşından 9 yaşına kadar lalalar ve dadılardan alan Şehzâde Cem, ayrıca dönemin geleneğine uygun olarak Arapça ve Farsça öğrendi.[1] 1478 yılında Rodos’a babası tarafından elçi olarak görevlendirildi. Fatih Sultan Mehmed’in şehzade Cem’i imparatorluk idaresine hazırlamak istediği ona verilen görevlerden açıkça görülüyordu. (Meriç,2006,s.2-30).

10 yaşındayken Kastamonu Sancak Beyliği görevi ile saraydan ayrıldı. Yanında bulunan iki lalası (Süleyman Çelebi ve Nasuh Çelebi) ve bu şehrin kültürel ve eğitim kaynakları dolayısıyla bu görevde de eğitimine devam etti. Bunun yanında sancak beyliği olarak ve kamu idaresi konularında pratik bilgiler, tecrübeler ve yetenekler kazandı.[2]Şehzade Cem için 1472’de İstanbul’da sünnet töreni yapıldı. 1473’te Fatih Sultan Mehmed Uzun Hasan’ın üzerine doğu seferine gitti. Büyük şehzadeleri olan Şehzade Mustafa ve Sehzade Bayezid’i yanında götürdü. Cem’i lalaları ile geride Edirne Sarayı’nda kaymakam olarak bıraktı. O zamanlara sarayda iç oğlanı olan ve sonradan vatanı İtalya’ya dönerek hatıratını yazan Vicenza’li Angiolello bu dönem olaylarını hatıralarına geçirmiştir. Bu anılara göre Anadolu’ya geçen Fatih Sultan Mehmed’den Edirne’ye 40 gün kadar hiç haber gelmemişti. Bunu Sultan’ın başına gelen bir felaket olarak yorumlayan Şehzade’nin iki lalası onu sultan olarak ilan ederek saray halkının ona biat etmesini sağladılar. Fakat Fatih Sultan Mehmed bu seferde galip olarak geri dönüp bu olayı öğrenince çok sinirlendi. Şehzade’nin lalalarını (Süleyman ve Nasuh çelebileri) idam ettirdi. Fatih Sultan Mehmed’in bu olayı ciddi olan bir saray komplosu olarak görmesi mümkündü. Fakat belki de kendi gençliğinde babası II. Murad’ın kendine sultanlığı devrinden sonraki bir Melami şeyhine inanarak yaptığı hareketleri hatırlayarak, sonraki kararlarından bir toy, genç şehzadenin kandırılarak da bir yakışıksız hareket olarak gördüğü düşünülmesi çok olasıdır. Çünkü ertesi yıl ’da valiyken ölen Şehzade Mustafa’nın yerine Şehzade Cem’i vali olarak atadı.

3 Mayıs 1481’de Fatih Sultan Mehmed’in ölümü üzerine yeni padişahı belirlemek için Amasya’da bulunan en büyük şehzade Şehzade Bayezid’e ve ’da bulunan en küçük şehzade Şehzade Cem’e haberciler gönderildi. Veziriazam Karamanlı Mehmet Paşa, Şehzade Cem taraftarıydı ve bu yüzden sultanın vefatını bir süreliğine gizlemeye çalışmışsa da bunu başaramamıştı. Duruma kızan Yeniçeriler ayaklanıp sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa’yı öldürdüler ve Şehzade Bayezid’in, İstanbul’da bulunan oğlu Korkut’u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar. Ancak Cem Sultan’a gönderilen haberci, yolda Şehzade Bayezid’in kayınbabası ve Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından yakalandı ve öldürülmesi neticesinde Cem Sultan haberi aldığında iş işten geçmiş, en büyük destekçisi sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa da yeniçerilerin isyanıyla öldürülmüştü. Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Şehzade Bayezid, İstanbul’a varır varmaz devlet idaresini eline aldı. Cem Sultan, babasının meşhur Kanunnâme’sine koydurttuğu “Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola karındaşlarını nizam-ı âlem için katletmek münasiptir. Ekser ulemâ dahi bunu tecviz etmişlerdir.” hükmü gereği öldürüleceğinden emin olduğundan, civarında topladığı bir miktar askerle ’ya doğru ilerledi. Cem Sultan ahiler, Türkmenler, Sipahiler ve dervişlerden oluşan askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481’de İnegöl önlerine geldi.[3]

Sultan II. Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan’ın üzerine gönderdi. 28 Mayıs’ta yapılan muharebeyi kazanan Cem Sultan ’da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı.[4] (Resim1) ve çeşitli fermanlar yayımladı. Bu saltanatı ancak yirmi gün sürdü. Sultan II. Bayezid’e gönderdiği arabulucularla, özellikle büyük halası Selçuk Sultan ile kendisinin Anadolu’da, Sultan Bayezid’in de Rumeli’de padişah olmasını ve Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti, kan dökülmemesini talep etmiş, Bayezid buna “Hükümdarlar arasında akrabalık yoktur.” şeklindeki Arap atasözüyle karşılık vermişti.

cem sultan sikke

Resim 1: Cem Sultan’ın Adına Batırdığı Para, İstanbul arkeoloji Müzesi İslami Sikkeler Bölümü.

Bundan sonra taraflar daha üstün ve avantajlı duruma sahip olabilmek için gayret gösterdi ve Sultan II. Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan’ın üzerine yürüdü. Yenişehir Ovası’nda 20 Haziran 1481 tarihinde yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan, Konya’ya geldi. Ancak Gedik Ahmet Paşa komutasındaki kuvvetlerin takibi sürünce, Cem Sultan yanına ailesini de alarak Osmanlı topraklarını terk ederek Ramazanoğulları toprakları olan ’dan, Memlûk Sultanlığı toprakları olan Halep’e geçip Kahire’ye gitti. Memlüklü Sultanı Kayıtbay onu törenle karşıladı. Fakat Kayıtbay Cem Sultan’in aradığı askeri desteği vermedi. Cem Sultan oradan da Hac mevsiminde Hicaz’a gitti. Cem Sultan, hacca giden ilk Osmanoğlu’dur. Bu taht mücadelesi sırasında Mısır’a giden Cem Sultan, II. Beyazıd’la tekrar savaşa girmek için Anadolu’ya döndü. Tekrar başarısız olarak Rodos’a geçmek zorunda kalan Cem Sultan, Rodos Şövalyeleri tarafından esaret altına alındı. Güç kazanarak geri dönmek ve tahtı ele geçirmek için gittiği Rodos’tan, Fransa’ya ve Roma’ya kadar süren bir esaret hayatı yaşadı. Avrupa’da geçirdiği süre boyunca Osmanlı İmparatorluğundan para sızdırmak için hep bir koz olarak kullanılmış ve Avrupa’nın siyasi çıkarları için kullanılmaya çalışılmıştır. Zorluklarla dolu bir esaret hayatı yaşamıştır. Avrupa’da şüpheli bir biçimde ölmüştür. Cem Sultan, esareti boyunca Avrupa’da Zizim ve Djem olarak birçok eserin içerisine de dâhil olmuştur (Meriç,2006,s.257).

  1. Cem Sultan’ın Esareti ve Ölümü

29 Temmuz 1482’de Rodos’a Karamanoğullarının kadırgası ile geçen Cem Sultan, Rodos şövalyelerinin lideri Pierre d’Aubusson tarafından büyük bir törenle karşılandı. Cem Sultan şövalyelerin yardımı ile Rumeli tarafına geçmeyi umarken şövalyeler onu Osmanlı Devleti’ne karşı bir koz olarak kullanmayı düşünüyorlardı. P. d’Aubusson papaya, Macaristan ve Napoli krallarına mektup yazarak durumu izah etti ve nasıl bir yol takip edileceğini sordu. İltica haberini öğrenen II. Bayezid ise Rodos şövalyeleriyle anlaşma yolunu seçti. Cem’e yardım edilmemesi için Venedik’le de anlaşan ve onlara vergi muafiyeti tanıyan II. Bayezid, şövalyelere 40.000 altın vermeyi kabul etti. Şövalyeler Cem’in Rumeli’ye gitme isteğini geri çevirdikleri gibi kontrollerini daha da arttırdılar ve kendisini gizlice Fransa’ya gönderdiler.

15 Ekim 1482’de Savoia dükasına bağlı Villefranche’ye götürülen Cem, veba salgını sebebiyle Nice şehrine gönderildi. Burada dört ay kaldı, bu süre içinde Batı dünyasının sosyal yaşayışına şahit oldu, adı çeşitli söylentilere karıştı. 5 Şubat 1483’te Chambery’e götürüldü. Orada iken Macar kralına yolladığı adamlarının yakalanıp öldürüldüğünü haber aldı. Bu arada II. Bayezid de kardeşi ve Avrupa’nın durumu hakkında bilgi almak için sürekli olarak casuslar gönderiyordu. Cem’in Avrupa’da bulunması ve II. Bayezid’in faaliyetleri, Venedik dahil olmak üzere Macaristan kralı, papa, Napoli kralı ve hatta Memlük sultanının konu ile ilgilerini canlı tutmaktaydı. Bütün bunları yakından takip eden II. Bayezid, Cem’in sağ olarak iadesi için çeşitli teşebbüslerde bulunuyor, öte yandan başta Barak Reis olmak üzere gizlice gönderdiği adamlarından onun hakkında bilgi almaya çalışıyordu. Bu arada Macar kralı Cem’i kaçırma teşebbüsünde bulunduysa da başarılı olamadı. Memlük sultanı 1487’de 20.000 filori karşılığında Cem’in kendilerine verilmesi teklifinde bulundu. Papa VIII. Innocente bir haçlı seferi gerçekleştirmek için Cem’den faydalanmayı umuyordu. Pierre d’Aubusson ile anlaşarak Cem’i Roma’ya getirtti (4 Mart 1489). II. Bayezid durumdan haberdar olunca Cem’i muhafaza altında tutması için şövalyelere vereceği parayı papaya gönderdi. 30 Kasım 1490’da Roma’ya giden Osmanlı elçisi Mustafa Bey, papaya üç yıl için 120.000 altın verdi. Papa Innocente’in ölümünden sonra Fransa Kralı VIII. Charles, Cem’in Napoli’ye sevki için yeni Papa VI. Alessandro ile anlaştı. Fransa kralı onu siyasî emelleri için bir koz olarak kullanmak istiyordu. Ancak 27 Ocak 1495’te Roma’dan ayrılan Cem, Castel Capuana denilen yerde 25 Şubat 1495 tarihinde öldü. Onun, elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kalan papa tarafından zehirlendiği rivayet edilmektedir.

Cem’in ölümünü haber alan Bayezid üç günlük yas ilân ettiği gibi gıyâbî cenaze namazını da kıldırtmıştır. Tahnit edilmek suretiyle sadık adamları tarafından Gaeta denilen yerde toprağa verilen cesedi 1499’da Napoli kralı tarafından Osmanlılar’a teslim edilerek Bursa’da Muradiye Camii hazîresine defnedilmiştir.

3.Cem Sultan’ın Portreleri

Cem Sultan Rodos ve Avrupa’da geçirdiği süre boyunca çeşitli resimlere konu olmuştur. Bu resimlerden yüksek ihtimalle Cem Sultan’a ait olduğu iddia edilen ve bazılarınında kesinlikle ona ait olmadığı söylenmiştir. Resim 2’de bulunan ve İngiliz tarihçisi F.R Martin tarafından Şehzade Cem Sultan olduğu iddia edilmiştir. İtalyan Sanatçı Gentille Bellini tarafından yapıldığını da iddia eden F.R. Martin bu minyatürüSultan Cem olarak kabul ediyor.[5] Münevver Okur Meriç’in ve Süheyl Ünver’inde Sultan Cem olarak kabul ettiği minyatür ile ilgili Semavi Eyice böyle bir ihtimalin düşük olduğunu söylemiştir. Bu çıkarımın sadece minyatürün sahibi olduğu iddia edilen Gentile Bellini’nin Osmanlı İmparatorluğunda İbn-i Müezzin olarak anıldığı ve resmin köşesinde ki nottan çıkarıldığını söyler. Bu Semavi Eyice’ye göre zayıf bir hipotezdir. [6] Bu minyatür birçok yayında Cem Sultan olarak yayınlanmış ve çoğaltılmıştır.

4cac4677e840bf4ddc16f6d5dba85fa7

Resim 2: Gentille Bellini’nin Yaptığı Cem Sultan Olduğu İddia Edilen Minyatür.

cem sultan 2

Resim 3: Cem Sultan ve Pierre d’Aubusson’un Rodos’ta Sahnesi, 15 Yüzyıl, B.N.F., Paris

Resim 3’te yer alan minyatür Pierre d’Aubusson ile Cem Sultan’ın yediği bir daveti konu alıyor. Münevver Okur Meriç bu minyatür ile ilgili şöyle bir yorumda bulunmuştur.

“Kumaşların ve elbiselerin sıcak tonlarıyla aydınlatılan bu zengin minyatür Türk şehzadesiyle onu ağırlayan şövalyelenin aynı sahnede birlikte göründüğü ender miyatürlerden biridir. İki şahsiyet arasında ki samimiyet açıkça belli oluyor. Bu durum sağ, taraftaki kalabalık flütçü, tormpetçi, ahçı yamağı ve hizmetkarlar güruhunun ortaya koyduğu şaşaalı davet ortamıyla tezat oluşturuyor”[7]

aziz katerina

Resim 4 : Azize Katerina’nın Münazarası, Appartamento Borgia Salonu

Roma’da vatikan sarayı’nın Appartamento Borgia Salonu adı verilen dairesinde “Sala dei Santi” adlı büyük salonun duvarınısüsleyen büyük bir fresko kompazisyon vardır. Vatikan’da ki Papa Borgia dairesini süsleyen ve “La disputa di Santa Caterina” Katerina’nın Münazarası adı verilen bu fresko resim İtalyan ressam Pinturrichio tarafından yapılmıştır. İki yılda tamamlanan resmin yapımı sırasında 1492 ile 1494 yılları arasında Cem Sultan’da Vatikan’da bulunuyordu. 1492 ila 1495 yılları arasında Vatikan’da yaşayan Cem Sultan’ın bu resim içerisinde yer aldığı görülmektedir.(Meriç, 2006.s 312).

Aziz Katerina Hıristıyan inancında evlilik dışı çocukların koruyucusu olarak olarak biliniyor. Bu durumda evlilik dışı çocukları olan Papa Borgia’nın sarayının duvarını süslemesi konuya uygun düşüyor. Semavi Eyice’ye göre taht üzerinde Roma İmparatoru Maximinus olması gereken bir şahıs oturuyor. Fresko’da yer alan kişiler ile ilgili döneminde yapılmadığı için pek çok karakterin dönemin önemli isimlerinden olduğu düşünülsede ve tahminler yürütülsede bu iddiaların kesin olarak bir doğruluğu yoktur. Azize Katerina’nın münazarası adlı freskoda sağ köşede Beyaz atlı beyaz sarıklı bir süvari görülmekte ve Sultan Cem olarak olarak kabul edilsede Sultan Cem değildir. Semavi Eyice’ye göre Borgia’nın oğulları bir moda olarak türk kıyafetleri giymekteydiler. Cem Sultan ile iyi arkadaş olan bu gençlerin sık sık beraber at gezintilerine çıktığı bilinmektedir. Ayrıca kilise tarafından bazı törenlere bu kıyafetlerde katılmaları oldukça tepki toplamıştır. [8]

cem sultan vatikandaki resmi

Resim 5: Aziz Katerina’nın Münazarası Freskosundan Detay.

Resimde ki detay görüntüde ve diğer ögeler incelendiğinde tarihçilerinin çoğu bu figüre benzer başka bir figürün olmadığı, bakışlarında ki hüzün ve çöküntünün ayrıca kıyafetlerininde benzerliği gerekçesiyle Cem Sultan olarak kabul etmişlerdir. Bu iddia[9] Didier Delhoume ait olsada konu ile ilgili açıklamalarında Semavi Eyice’de aynı düşünceyi dile getirmiş ve tüm bu görseller arasında en çok kabul edilenlenden biri olmuştur.

Resim 6: Basel’de Bulunan Yağlı Boya Tablo,(Sultan II. Mehmet, ve Cem Sultan?)

İsviçreli tarihçi Rudolf Tschudi, 1959 yılında Basel şehrinde bir ailenin evinde 45,8 x 34 cm. ölçüsünde üzerinde Fatih Sultan Mehmed ile genç bir şehzadenin tasvir edildiği bir tablo bulmuş, babinger’e haber vermiş. Aslında bu resim ilk önce İsviçreli gravürcü Christian von Mechel tarafından 1737-1817’de satışa çıkarılmış ve 1807’de bir aileye geçmiş. Babinger bugün resmin kimin elinde olduğunu ailenin isteği üzerine haber vermiyor. Bu küçük tabloda karşılıklı iki şahıs tasvir edilmiş. Sultan Mehmet ve oğlunun tasvir edildiği bu resim kıvrılmuş, çatlamış bir tahta üzerine yapılmış. Gentille Bellini tarafından yapılmıştır. Resimde dış görünüş ve özelliklerin benzerliği, burun, bakış ve tüylü sarığı nedeniyle Sultan Cem olarak iddia edilmiş ve bu görüş kuvvet bulmuştur. [10]

4. Sonuç

Cem Sultan, gerek Fatih Sultan Mehmed’in oğlu olmasıyla gerekse şehzadeliğinde üstlendiği yüksek görevlerle tahtın varisi olarak görülmüş fakat onu destekleyen paşaların öldürülmesi, komşu devletlerden ve liderlerden gerekli desteği bulamaması ve babasının ölümünü geç haber alması ile başlayan süreçte kötü günler geçirmiş, kendi tabiriyle küffar’ın eline düşmüştür. Abisi Beyazıd ile verdiği taht mücadelesini kaybederek Rodos’a Fransa’ya ve Papalığa giden Cem Sultan, 13 yıl süren esaret hayatı boyunca Avrupalı devletler ve papalık tarafından siyasi bir koz ve Osmanlı’dan tavizlerin alınmasını sağlayan bir şehzade konumuda düşmüştür. Şairliği ve şiirleri ilede tarihinde yer alan Cem Sultan’ın portreleri de Avrupa Rönesansında yer almıştır. Bu portreler üzerine yazılmış yazılardan derlenen bu kısa yazımızda bu resimlerin gerçekliği üzerinde durduk. Aynı zamanda Avrupa’da Cem Sultan imgesinin ve karakterinin Avrupalıların gözünde Türkleri konu alan resimlerde kullanıldığınıda görmekteyiz.

5.Kaynakça

Baysun, C. (1969). “Cem”, İstanbul: İslam Ansiklopedisi

Delhoume, D. (2004). Le turc et le chevalier: Djem Sultan, un prince ottoman entre Rhodes et Bourganeuf au XVe siècle Patrimoine en poche. Limoges : Culture et patrimoine en Limousin

Eyice, S. (1973). Sultan Cem’in portreleri hakkinda. : Türk Tarih Kurumu.

Freely, J. (2004). Cem Sultan Rönesans Avrupa’sında Bir Şehzade.(Çev: Özgeren, P.). İstanbul:Everest Yayınları

Karaca, T. N. (2006). Batılı Üç Eserde ‘Romantik Kurban’ Cem Sultan, : Bilig, sayı:36

Meriç, O. M. (2006). Sultan Cem: hayatı, esareti, edebî kişiliği, eserleri, şiirleri. Ankara: PYS Vakıf Sistem Matbaa Müdürlüğü.

Meriç, O. M. (1992). Cem Sultan Hayatı ve Şiir Dünyası. Ankara

İnalcık H. (2004) A Case Study in Renaissance Diplomacy: the Agreement between Innocent VIII and Bayezid II on Djem Sultan. In: Yurdusev A.N. (eds) Ottoman Diplomacy. Studies in Diplomacy. Palgrave Macmillan, London

Vatin N. (2004) The Hospitallers at Rhodes and the Ottoman Turks, 1480–1522. In: Housley N. (eds) Crusading in the Fifteenth Century. Palgrave Macmillan, London

  1. Eyice, S. (1973). Sultan Cem’in portreleri hakkinda: Türk Tarih Kurumu.
  2. Kafadar, C. (1999) “Cem Sultan”, Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 s.340-343.
  3. Freely, J. (2004). Cem Sultan Rönesans Avrupa’sında Bir Şehzade.(Çev: Özgeren, P.). İstanbul:Everest Yayınları. s.31-33
  4. Cem Sultan’ın adına Bursa’da Bastırdığı bu akçe 0,75 gram ağılığında 10 mm. Çapındadır. Ön yüzünde “Cem bin Sultan Muhammed Han” yazılıdır. Arka yüzünde ise “Azze nasara, durube Bursa 886” yazılıdır. Bu akçelerde padişahlar hakkında dua yerine kullanılır.
  5. Meriç, O. M. (2006). Sultan Cem: hayatı, esareti, edebî kişiliği, eserleri, şiirleri. Ankara: PYS Vakıf Sistem Matbaa Müdürlüğü. s. 312
  6. Eyice, S. (1973). Sultan Cem’in portreleri hakkinda: Türk Tarih Kurumu. s.17
  7. Meriç, O. M. (2006). Sultan Cem: hayatı, esareti, edebî kişiliği, eserleri, şiirleri. Ankara: PYS Vakıf Sistem Matbaa Müdürlüğü.s.128
  8. Eyice, S. (1973). Sultan Cem’in portreleri hakkinda. Ankara: Türk Tarih Kurumu..
  9. Delhoume, D. (2004). Le turc et le chevalier: Djem Sultan, un prince ottoman entre Rhodes et Bourganeuf au XVe siècle Patrimoine en poche. Limoges : Culture et patrimoine en Limousin
  10. Meriç, O. M. (2006). Sultan Cem: hayatı, esareti, edebî kişiliği, eserleri, şiirleri. Ankara: PYS Vakıf Sistem Matbaa Müdürlüğü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja