Boraltan Köprüsü Olayı Nedir? Boraltan Köprüsü Katliamı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında gerçekleştirdiği bir konuşma sosyal medya üzerinden tekrar gündeme geldi. 146 Azerbaycan Türkünün kurşuna dizildiği Boraltan Köprüsü olayı ise tam olarak nedir herkes merak etmeye başladı. Boraltan Köprüsü Faciası ve Boraltan Köprüsü Katliamı olarak anılan olay ile ilgili özel bir yazı hazırladık.

Boraltan Köprüsü Olayı
Boraltan Köprüsü Olayı

Boraltan Köprüsü Olayı Nedir?

Boraltan Köprüsü Olayı, Katliamı ve Faciası olarak anılan olay, 1945 yılında asker, doktor, hakim, mühendis gibi çeşitli meslek grubundan 146 Azerbaycan Türkü (Bazı kaynaklara göre 406’dır) Boraltan köprüsünü geçerek Türkiye’ye iltica etti. Fakat dönemin hükumeti Sovyetler birliğine 146 Azerbaycan Türkünü iade etti. Boraltan Köprüsünde iade edilen Azerbaycan Türkleri orada kurşuna dizildi. Dönemin hükumetinin başında yer alan İsmet İnönü bu konu ile ilgili suçlanırken, hükumet kısaca “Sovyetler Birliğine Türkiye’ye bir savaş açmak için neden vermemek” olarak kendini savundu.

Boraltan Köprüsü Nerede?

Boraltan Köprüsü, Iğdır’ın Aralık ilçesinde Türkiye-Ermenistan sınırında Aras nehri üzerinde yer almaktadır. Boraltan Köprüsü, 1944 yılında bazı kaynaklara göre 406, bazı kaynaklara göre ise 146 Azerbaycan Türkünün Türkiye tarafından iade edildikten sonra kurşuna dizildiği yerdir.

Boraltan Köprüsü Hakkında Şiirler

Türkiye için utanç verici bir olay Boraltan Köprüsün olayında kurşuna dizilen Azerbaycan Türkleri için şiirler yazılmış ve ağıtlar yakılmıştır. Kardeş olarak görülen ülke Türkiye’ye sığındıktan sonra Sovyetler Birliğine teslim edilen Türklerin kurşuna dizilmesi sözlü kültüre yansımıştır.

Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.

Boraltan Köprüsü Şiiri ve Ağıtı

Bu şiiri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da 2012 yılında okumuş ve bu olayı gündeme getirmiştir.

Elmas Yıldırım’ın Katledilen Azerbaycan Türkleri İçin Yazdığı Şiir

Türk denince özü sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!

Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?

Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?

Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.

Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.

Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.

Elmas Yıldırım

Boraltan Katliamı ve Boraltan Faciası Tartışmaları

Boraltan Köprüsü Olayı, Boraltan Katliamı ve Boraltan Faciası olarak anılan bu olay 1951 yılından itibaren tartışılmaktadır. Boraltan köprüsü olayının yıllarca halktan gizlendiği ve haberlerde yer almadığı söylenmiştir. 1951 yılında bu olayı DP Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan bir soru önergesi ile gündeme getirmiştir. Daha sonra 1965 yılında Boraltan köprüsü olayı 7 Ekim 1965 tarihli Adalet Gazetesi’nde çıkan imzasız başyazıda Boraltan faciası İnönü’nün günahları arasında sayılmıştır.

Boraltan Köprüsü Filmi

Boraltan faciası olayı üzerine ağıtlar, şiirler yazılmış, bir de film yapılmıştır. Mehmet Kılıç’ın yönetmenliğini yaptığı Cüneyt Arkın, Oya Aydoğan, Baki Tamer gibi oyuncuların rol aldığı ‘’Güneş ne zaman doğacak’’ adlı filmde benzer bir konu işlenmiş ve 1945 yılında Sosyalist bir ülkeden Türkiye’ye iltica eden daha sonra düşmana verilen ve sınırda şehit edililen 150 Türkün aziz hatırasına atfedilmiştir.

Boraltan Köprüsü Olayını Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Şöyle Anlatmıştır;

“1944 başları idi. Rusya’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan çoğunluğu Azeri olan Türklerin Rusya’ya iade edileceğini duyduk. Bunun üzerine ben Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç’i aradım, babamın arkadaşı idi. Kendisine maksadımı belirtmeden İsmet Paşa ile çok tanışmak istediğimi söyledim. Elini öpmek için bir randevu verir misin dedim. Olur dedi ve bir süre sonra telefon etti. Paşa Termal’e geliyor, şu gün şu saatte orada ol; ama Paşa seninle ancak ayakta konuşacak, programı dolu dedi. Gittim orada bekliyorken Paşa merdivenlerden indi. Kemal Bey beni takdim etti. ‘Böyle bir rivayet duyduk ama tabii inanmadık Paşam?’ dedim. ‘Siz kimsiniz, ne karışıyorsunuz?’ dedi. Benim babamı da az çok tanırdı, söyledim ve ‘Eğer kardeşlerimiz teslim edilirlerse muhakkak kurşuna dizilecekler!’ dedim. Paşa ‘Siz karışmayın, biz kararımızı verdik’ dedi. Ben ‘Eğer kararınız teslim etmek yönünde ise tarih önünde çok ağır bir yükün altına gireceksiniz. Osmanlı Devleti bütün baskılara rağmen kendine sığınan Polonyalıları vermemişti. Bu davranışından dolayı İngiltere’de Osmanlı sadrazamının arabasının atlarını çözüp gençler çekmişti. O Sadrazam ne kadar şeref payesi almışsa siz de o kadar aksini alacaksınız’ dedim. Çok kızdı. Sen git dersine çalış. Ne karışıyorsun ” deyip çıktı. Daha sonra bu insanları verdiler. Müthiş sansür vardı, hiçbir haber yayınlayamadık bu konuda. Bence bana orada başlayan kinini Tabutluk işkenceleriyle aldı.”

Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan 

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja