Stephen King-Gece Yarısını Bir Gece Kitabı

STEPHEN (EDWIN) KING – GERİLİM USTASI

Stephen (Edwin) KING

Bazı hikayeler kendilerini adeta yazdırırlar. Stephen King için bu romanda öyle oldu. Bir yolcu uçağının duvarındaki çatlağa elini bastıran bir görüntüsüyle başladı. King, bir gece yarısı uykuya dalmak üzereyken bu kadının hayalet olduğunu fark etti. Hemen yatağından kalktı, oturup düşündü. Ertesi gün kitabı yazmaya başlamıştı veya kendi kendini yazdırıyordu çünkü yazması bir ay kadar sürdü. Gece Yarısı Kitapları arasında yazdığı en kolay hikaye bu oldu. Sizlere söyleyeceğim tek şey şudur; uçağa binmek korkutucu olabilir, korku ve gerilim kitapları da öyle ama bu her iki korkunuzla sizleri yüzleştiriyor. Uçmanın yepyeni boyutlarını keşfetmeye hazırlıklı olun.

KORKU ROMANLARI VE KABUSLARIMIZ

Stephen (Edwin) KING

Rüyalarımız, bizim hazinelerimiz.Bazen güzel rüyalarla heyecanlanırız, bazen kabuslar bizi gece yarıları uyandırır. Kabuslarımız, bilinçaltımızda yatan korkularımızla baş edemediğimiz zaman bizi uykularımızda rahatsız ederler. Çok az kişi kabuslarından mutlu olmayı ve bir şekilde onlarla baş edebilme yollarını bulmuştur. Gulyabaniler, hayaletler, zebaniler, umacılar…Çocukluk yıllarımızdan kalma korkunç yaratıklar, bizleri hayatımız boyunca terk etmezler. Bilinçaltımızın bir köşesinde sinsice yerleşirler, beklerler. Özellikle korku filmleri izlediğimizde ve korku kitapları okuduğumuzda bu anılar, su yüzüne çıkmaya başlar. Korkarız, ürpeririz. Bir rüzgâr eser, belki bir kapı çarpar, sıçarız korkudan. Özellikle uyku öncesi korku romanlarının etkisi inanılmazdır. Stephen King, romanlarında insanın bu psikolojisini çok iyi değerlendirerek karakterlerini yaratır. Her bir karakterin hikayeye etkisi vardır. En gıcık karakterin bir davranışı farkında olmadan tüm hikayeyi iyi yöne çekebilir.

Hikayeleri tarafsız bir gözle okumak önemlidir. Bunu yaparsak kendi korkularımızla da tarafsız bir şekilde yüzleşebiliriz. Yazar, insanları korkutmanın, onların bilinçaltındaki korkuları su yüzüne çıkarmanın ustaca yollarını keşfeder. Okuyucunun kendi korkularıyla yüzleşip onları tanıması ve yapabilirse yenmesi için olağanüstü yazarlık yeteneklerini sergiler.Artık birer yetişkin olarak, bu yaratıkların veya karanlığın korkutucu olmadığını bilsek bile korkarız. Neden korkarız? Açıklaması güç.Yarattığımız doğaüstü varlıklardan her zaman korkmuşuzdur.

GECE YARISINI BİR GEÇE – UMACILAR

Stephen King – The Langoliers ( Kapağı)

Bir uçak…Uçağın yarısından fazlası dolmuş, kalkmaya hazırlanıyor. Eski karısını trajik bir yangında kaybetmiş kaptan pilot (Brian), çok iyi duyan kör bir kız (Dinah), rüyalarında birer kahraman olan genç bir adam (Albert), İngiliz elçiliğinde ataşe olan Nick,Laurel, bağımlısı Bethany, agresif karakterli Toomy Craig, kırmızı gömlekli Bay Gaffney, korku romanları yazan Bob Jenkins, her daim sarhoş bir yolcu…Tam on bir yolcu… Uçak kalktıktan bir zaman sonra bu yolcular uyandıklarında gördükleri manzara dehşetti. Kendilerinden başka herkes, geride bütün özel eşyalarını bırakıp gitmişlerdi. Peruklar, gözlükler, çantalar, yüzükler uçağın her tarafındaydı. Bütün bu olaylar, diş dolgularını hatta kalp pillerini bulduklarında daha da garipleşecekti.

Altlarında bulunan yerinde duruyor gibi görünmesine rağmen şehirlerde ışıklar yoktu. İndikleri havaalanı dahil olmak üzere hiçbir yerde hayat belirtisi yoktu. Ve bir şey yaklaşıyordu. Garip, ürkütücü ve çatırtıya benzer sesler çıkartan bir şey…Hepinize iyi okumalar^^

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja