“Play It Again, Sam”, “Yeniden Çal, Sam” Bir Nostalji Filmi

Yeniden Çal, Sam – Afiş

Allan Felix, nevrotik bir eleştirmenidir. İki yıllık karısı tarafından terk edilince depresyona girer ve başta Casablanca filmi olmak üzere klasik filmlere sığınır. idolü olan Humhrey Bogart’ın hayali kişiliği ile diyalogları filmin en dikkat çekici sahneleri. En yakın arkadaşı Dick ve onun karısı Linda, onu yeni kızlarla tanıştırdığında Bogart’ın hayali, ona sürekli aşk ve erkeklik konusunda tavsiyeler verir, elbette Allan birçoğuna uymaz. Birçok eğlenceli ve Allan açısından hüsran dolu romantik buluşma gerçekleşir. Asla Bogie kadar havalı olamayacağını düşünür. Ve kader bir şekilde Allan ile Linda’nın bir araya gelmesine yol açacaktır. Filmin sonu sürprizlerle dolu, bunu anlatarak mahvetmek istemem eğer izlemediyseniz.

Yeniden Çal, Sam – Afiş

“Plat It Again, Sam” filmiyle Woody Allen ‘a bir kere daha hayran olmamak elde değil. Çok doğal, çok komik, çok eleştirici, çok güzel, çok orijinal… Bir röportajında Woody Allen’ın “Sadece orijinal projelerle ilgileniyorum” sözlerini bu filmde kanıtladığını söyleyebilirim. Tekrar Çal, Sam 1969 yılında Woody Allen tarafından yazılıp sahnelendi. Daha sonra 1972 yılında senaryolaştırılıp filme çekildi. Aslında bir oyunuydu. Filmde ise yönetmenliği Herbert Ross üstleniyor ve Woody Allen ile Diane Keaton mükemmel bir oyunculuk sergiliyor.


Filmin diğer ilginç tarafı ise Allan karakterinin filmde hiçbir kadınla kalıcı bir ilişki kuramaması. Nevrotik bir kişiliğe sahip olan Allan hiçbir kadının kendisini anlamadığını belirtir. Sürekli karşısındaki kadınlarla daha tanışmadan kafasında bin bir senaryo yazan Allan, aslında ilişkiyi daha başlamadan bitirmiştir bile. Onunla ilgilenen kadınlar bile az bir süre sonra uzaklaşırlar. Kadınları etkilemek için gösterdiği bütün performans onları daha çok iter. Linda’nın dediği gibi kendisini olduğu gibi sevecek bir vardır ve yapması gereken tek şey kendisi olmaktır.


Woody Allen, 1965’te yazdığı ilk senaryosunun değiştirilmesine sinirlenerek bir daha kendisini yönetmediği sürece senaryosunu yazmayacağını söylemişti. Bence iyi demiş. İyi bir senaryo yazmak, iyi bir senaryoyu değiştirmekten daima daha zor olmuştur. Millet genelde kolaycılığa kaçar.


Gelelim film hakkında detaylara. Film Casablanca filminden bir sahneyle açılıyor. Filmin sonunu izledikten sonra Allan’ın hayatına dahil oluyoruz. Karısı onu terk ederken yeni bir , kayak yapmak, dans etmek ve ’yı motorsikletle gezmek istediğini söyler. Tek yaptıkları sinemadır ama Allan’ın işi zaten yazarlığıdır. allan hayatın büyük izleyicilerinden birisidir oysa hayatın içinde olmak ister.

Allan: Neyim var benim, neden soğukkanlı olamıyorum? Bunun sırrı ne?
Bogart: Sır yok evlat. Kadınlar basittir. Ağıza çakılan bir tokattan ya da .45’lik bir mermiden anlamayan bir kadın daha tanımadım.
Allan: Sen çok Bogartsın da ondan.

İlişkiler bittiğindeki sorunlar ne yazık ki bir viski ve sodanın halledemeyeceği bir şey değil demek isterdik ama gerçek böyle değil. Bir viski ve sodadan daha fazlasına ihtiyaç var. Birçok viski ve sodadan daha fazlası gerek. İçkiye dayanıklı olmayan Allen bunu, bir yudum viski ve sodadan alıp kendinden geçtikten sonra anlamıştır herhalde. Arkadaşları Dick ve Linda’ya karısının neden ayrıldığını söylerken gülmemek elde değil.

Allan: “Yeterince gülmüyormuş. Yetersiz gülme, nedeni. Kayak yapmak istiyor. Bir dağdan aşağı gülerek kaymak istiyor. “

Kesinlikle sıkılmadan, gülümsemeniz yüzünüzden eksilmeden izleyeceğiniz şahane bir film. Hele Woody Allen hayranıysanız bu filmi kaçırmayacağınızı tahmin ediyorum. Hepinize keyifli seyirler.

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.