Mahir Ünal’dan İlginç Açıklamalar! ”FETÖ Siyasete Sızmayı Hiç Düşünmedi”

Mahir Ünal, ‘FETÖ ile geçmişte işbirliği yaptınız mı?’ sorusuna yanıt verdi: Asla!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, katıldığı programda FETÖ ile işbirliği yapıp yapmadığına dair soruya “Asla” diyerek yanıt verdi. Ünal, FETÖ’nün siyasete sızmayı hiç düşünmediğini de öne sürdü.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, katıldığı bir canlı yayında FETÖ konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ünal, “FETÖ ile geçmişte işbirliği yaptınız mı?” sorusuna, göz göre göre “Asla” diye yanıt verdi.

Öte yandan önce, “Kuruluşu itibariyle devleti ele geçirmeyi hedef edinmiş bir yapıdan bahsediyoruz” diyerek FETÖ’yü tanımlayan Ünal, bu sözlerinin üzerinden çok vakit geçmeden şu ifadeleri kullandı: “Siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler. Siyasetle kurdukları ilişkide de son derece açık oldular. AK Parti ile kurdukları ilişkide de son derece açık oldular. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonraki süreçte AK Parti’nin vesayetle ve darbelerle olan mücadelesinde, AK Parti bütün demokrasi yanlısı, darbe karşıtı sivil toplum örgütlerini yanına aldığında bunlar da geldiler. AK Parti’nin yanında kümelendiler. Ama siyasete sızmayı düşünmediler.”

Öte yandan yerel seçimlerdeki yenilgi hakkında da konuşan Ünal, İstanbul’a ilişkin, “23 Haziran’da biz şunu yapabilirdik, 13 bin oyun peşine düşmek yerine seçimin tekrarını istemeyebilirdik” dedi.

Haber Global’de yayınlanan “Jülide Ateş’le 40” programına konuk olan AKP Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Mahir Ünal, son zamanlarda siyasette yaşanan ’30 Ağustos’ tartışmalarından Karadeniz’deki doğalgaz rezervine kadar merak edilen birçok soruya yanıt verdi.

Mahir Ünal’ın açıklamalarından satır başları şöyle;

Aileniz varlıklı olmasaydı siyasete girebilir miydiniz?

Siyasetçi bir aileden geldiğim doğru. Kardeşlerim ülkücüydü. Ben evin en küçüğüydüm. Demokrat Parti ve çizgisinin ortasında bir yerdeydim. İstanbul’a geldiğimde Koca Sinan Lisesi’nde bir öğretmenimin beni Türk Vakfı’na götürmesi hayatımı değiştiren olaylardan biri oldu. Siyasete girmeyi hiçbir zaman düşünmedim. Siyasete girişim; ustam, değerli abim, dostum, 15 Temmuz’da aramızdan ayrılan şehit Erol Olçok’un beni siyasete katmasıyla oldu

Cemevlerine ibadethane statüsü neden verilmiyor?

İlahiyatın meseleleriyle siyasetin meselelerini farklı ele almak gerekiyor. Bu soruyu bana bir siyasetçi olarak soruyorsanız AK Parti olarak bu mesele her zaman gündemimizde olan bir mesele. Uzunca bir süredir birçok Alevi vatandaşımızın da şikayetçi olduğu, ‘Ali’siz Alevilik anlayışının bir alternatif gibi sunulması başka bir anlayış, cemevlerini bir anadolu irfan merkezi olarak görmek başka bir anlayış diye düşünüyorum.

Karadeniz’de bulunan doğalgaz Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yeter mi?

Umudumuzu ve inancımızı artırmak için çok kıymetli bir başlangıç. Çünkü İngiltere’ye, Katar’a, Rusya’ya baktığınızda doğalgazı hangi süreçte bulmuşlar ve doğalgazı bulduktan sonraki sürece bakmanız gerekir. Ben meseleye daha çok psikolojik olarak bakıyorum. Türkiye’de yıllardan beridir hep söylediğimiz bir şey vardı “bizim doğalgazımız yok, bizim petrolümüz yok.” Bunun oluşturduğu öğrenilmiş çaresizlik vardı. Doğalgaz müjdesi her şeyden önce öğrenilmiş çaresizliği kırdı. Ben Doğu Akdeniz’de petrol de bulunacağına inanıyorum.

HİZMET ALIMI ORTAKLIK MANASINA GELMEZ

Karadeniz’de bulunan doğalgaza yabancı firmalar ortak mı?

(Necdet Pamir’in “Schlumberger” ve “Yerli-Milli” İddiaları üzerine) Şimdi öncelikli olarak Necdet Pamir’in iddialarıyla ilgili Enerji Bakanlığı açıklama yaptı ve meselenin anlattığı gibi olmadığı ifade edildi. Burada açıkçası benim tanıtım ve medya başkanı olarak teknik açıdan anlaşmanın detaylarına hakim olmam söz konusu değil. Ama aynı şeyi yerli ve milli arabada da yaptılar. Sonuçta siz bir ülke olarak uluslararası almanız gayet normal. Türkiye’nin kendi arabasını tasarlarken tasarım konusunda yurt dışından alması son derece normalken yine aynı tezleri ortaya koydular. Şu anda Türkiye kendi sondaj gemisiyle kendi petrol ve doğalgazını ararken doğal olarak bütün uluslararası şirketlerin, devletlerin yaptığı gibi parasını ödeyip hizmet alıyor. Bu hizmet alımı ortaklık anlamına gelmez.

ŞİMDİ ZAMANIYDI

Ayasofya neden şimdi ibadete açıldı?

Çünkü şimdi zamanıydı. Benim çocukluğumun gençliğimin, hepimizin ortak hayaliydi, Ayasofya’nın ibadete açılması. Burada şuna karşı çıkıyorum; 1934’te devlet aklı Ayasofya’yı müzeye dönüştürmüşse, bugün aynı devlet aklının onu camiye dönüştürmesi birbirinin karşıtı değildir. Öncelikle bunu doğru koymak lazım. Tapu senedinde burası zaten cami olarak kayıtlı. Bunun zamanı neden şimdi derseniz ben de şunu söylerim; “Şimdi değil de ne zaman?”

Seçimden önce Cumhurbaşkanımıza Ayasofya Camii’nin açılması teklif edildiğinde Cumhurbaşkanımız, “Ayasofya Camii’nin mehabeti onun seçim sürecinde konuşulmasına uygun değildir” demiş ve seçim öncesinde sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir konunun gündeme getirilmesini bile istememiştir.

Milli bayramların kutlanmasına karşı mısınız?

(30 Ağustos tepkileri üzerine) Hayır. Karşı olamayız çünkü AK Parti, Cumhuriyet’in kazanımlarının savunucusu ve garantörüdür. Burada herhangi bir şekilde milli bayramlarımıza dönük bir durum söz konusu değil. 15 Temmuz hassasiyeti çok sıcak ve taze olmasından kaynaklanan bir hassasiyet. 15 Temmuz’u bence milli bayramlarımızın karşısına koymak, Malazgirt’i 30 Ağustos’un karşısına koymak doğru değil. Dediğim gibi bizim milli bayramlarımızla ilgili herhangi bir sorunumuz söz konusu değil.

Netflix’i RTÜK’e mi bağlamak istiyorsunuz?

Burada karar verici irade ben değilim. Siyasetin bir sorumluluğu vardır. toplumsal sorunların çözüm yoludur. Netflix ile ilgili toplum bir denetim yapıyor zaten. RTÜK’ün Netflix ile ilgili pozisyonu nedir, hükümet ne düşünüyor bilmiyorum.

Mahir Ünal sosyal medyada trollerin kurbanı mı oldu?

(CHPnet logolu ekran görüntüsüne ilişkin) Mahkeme buna karar verecek. Paylaştığım görselle ilgili şu anda zaten mahkemeye başvurdular. Onun kararını mahkeme verecek. Dolayısıyla onu kesinleştirmeleri diye bir şey söz konusu değil. Orası bir internet ortamı ve internet ortamında alınmış bir ekran görüntüsünden bahsediyoruz. Bu ekran görüntüsünün bana nasıl ulaştığını da eğer mahkeme beni çağırırsa anlatacağım ve orada hangi operasyonların planlandığı, kimlerin hedef gösterildiği, internet ortamında mesajların bir süre sonra kendini nasıl sildiği de mahkeme sürecinde ortaya çıkacak. Dolayısıyla burada bir trollük söz konusu değil.

FETÖ’nün siyasi ayağı kim ya da kimler?

İsmet Özel der ki; “Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar.” Aslında her şey biz yaşarken oldu. Yani FETÖ de, 15 Temmuz darbesi de, 7 Şubat MİT krizi de biz yaşarken oldu. FETÖ’cü dediğimiz insanlar, 1995’te, 99’da, 2008’de, öğretmen olarak, hâkim ya da savcı olarak ya da emniyet mensubu olarak hayatın içerisinde bizimle birlikte yaşayan insanlardı. Sivil toplum örgütü görünümlü yapı bir gün devleti ele geçirmek istediğinde bunların aslında bir dini yapı olmadığı, sivil toplum kuruluşu olmadığını gördük. Bu yapı siyasetle kurduğu ilişkide siyaseti aşağıların aşağısı olarak görüyor. Siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler. Siyasetle kurdukları ilişkide de son derece açık oldular. AK Parti ile kurdukları ilişkide de son derece açık oldular. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonraki süreçte AK Parti’nin vesayetle ve darbelerle olan mücadelesinde, AK Parti bütün demokrasi yanlısı, darbe karşıtı sivil toplum örgütlerini yanına aldığında bunlar da geldiler. AK Parti’nin yanında kümelendiler. Ama siyasete sızmayı düşünmediler. 2013’ten sonra AK Parti bütün kongrelerinde aday seçimlerinde ince eledi sık dokudu. Burada diğer siyasi partilerin özellikle ’nin 17-25 Aralık ve özellikle 15 Temmuz’dan sonra kullandığı söylem, dil ve ortak hareket biçiminin kendi içlerinde değerlendirilmesi gereltiğini düşünüyorum.

Dini yapıların bundan sonra devlete sızmasını nasıl engelleyeceksiniz?

Şimdi öncelikli olarak bu yapılar 1985’te soruları çalmaya başlıyorlar, 96’da soruları kendileri yazmaya başlıyorlar. Yani bu tarihi AK Parti ile başlatmak haksızlık olur. Bu yapı zaten bir dini grup değildir. Bir geleneğe yaslanmaz, irfan geleneğinin bir parçası değildir. Kuruluşu itibariyle devleti ele geçirmeyi hedef edinmiş bir yapıdan bahsediyoruz. Orduda 2004 yılında biz sizi uyardık diyorlar. Ben de onlara diyorum ki siz bizi FETÖ ile ilgili uyarmadınız, irtica ile ilgili uyardınız. Zaten sizin irtica söyleminiz FETÖ’yü doğurdu. Yani insanların dinini, inancını yaşam tarzını yasaklama girişimi maalesef FETÖ’yü doğurmuştur.

FETÖ ile geçmişte işbirliği yaptınız mı?

(Sorunun tamamı: 2014 yılında Kanal 24’te bir programa katılıyorsunuz. “Gülen Cemaati mensuplarının orduya sızmasını mubah görürdük. O dönem YAŞ kararları sonrası ‘şu kadar Müslüman ordudan atılmış’ derdik” şeklinde ifadeleriniz var. Daha sonra aynı yıl Bugün ’de katıldığınız bir yayında Fethullah Gülen’i bir ‘kanaat önderi’, bir ‘fikir işçisi’, bir ‘muhabbet fedaisi’ olarak tanımlıyorsunuz. ‘Türk kültürünü, tarihini yurt dışında temsil eden bir kişi’ sıfatını kullanıyorsunuz. Özgür Özel size, “AKP içinde hem FETÖ’ye hem PKK’ya destekten yargılanacak ilk kişisin” diye bir tweet atmıştı. Siz de kendisine 3 kuruşluk bir manevi tazminat davası açmıştınız. Ama o davayı da kaybettiniz. FETÖ ile siz geçmişte iş birliği yaptınız mı?)

Asla. Bugün ’ye yaptığım açıklama 2012. Dersanelerin kapatılması konusunda grup başkanvekili olarak ben çalışmaya başlamışım, eğitim komisyonunu toplamışım ve Bugün ’nin muhabiri de peşimde geziyor. Çünkü bizim yaptığımız çalışma ile ilgili bilgi almak istiyor ve dersaneler üzerinden de bir çatışma zeminine doğru gidiyoruz. O günü hatırlayalım. 2012 yılında bunlar henüz bir sivil toplum kuruluşu görünümünde ve biz dersaneleri kapatma kararı almışız. 2005’te Hüseyi Çelik’in bakanlığı döneminden itibaren dersaneleri kapatmak için çalışmaya başlamışız ama bir sonuç alamamışız. 2012 yılında tekrar dersaneleri kapatma kararı almışız ve çalışmaya başlamışız. Bunlar da benim ağzımdan söz almak istiyor. Benim tek demecimdir. Onlara söylediğim şey şu; “Ya siz yurt dışında kanaat önderliği yapıyorsunuz, dersaneleri niye bu kadar önemsiyorsunuz” diyorum. Ama maalesef kırpılmış. Kanal 24’te de söylediklerimi tekrarlıyorum. Diyorum ki, orduya dindarları almayacağız diyerek maalesef bu insanların orduya sızmasının kapısı açıldı. Biz orduya dindarların alınmadığını düşünüp, bunların YAŞ kararlarıyla atılmasına üzülürdük diyorum. Söylediğim bu. O zaman bunlar FETÖ’cü olarak bildiğimiz insanlar değildi ki. Bunların maskesi 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’dan sonra düştü.

yerli ve milli bir siyasetçi midir?

’in yerli ve milli bir siyasetçi olup olmadığının göstergesini yapma biçimi gösterecektir. yapma biçimi ile bu konuda bir netlik ortaya koyabilmiş midir? Burada bir netlik ben göremiyorum. Benim sahip olduğum bilgiler ile ilgili yaptığım bir konuşmayı daha sonraki siyasetimi belirleyen bir çerçeveye taşıyamayız. Ben bütün her şeye 15 Temmuz’dan öncesi ve sonrası diye bakıyorum. Çünkü 15 Temmuz kimin nerede durduğunu belirleyen temel bir kırılma noktasıdır. 15 Temmuz’dan sonra biz ile bir millet mutabakatı oluşturduk. Bu cumhur ittifakını millet kurdu biz sadece ona tabi olduk.

AK Parti ’ye sempatiyle mi yaklaşıyor?

Ayasofya’nın açıldığı gün eğer siz İBB Başkanı olarak İstanbul’u terk ediyorsanız ama diğer taraftan , sıradan bir vatandaş gibi gelip yere seccadesini serip milletin ortak sevincine eşlik ediyorsa burada tabii ki insanlar bu durumu sempati ile karşılıyorlar. Ama bizim AK Parti olarak ’ye yakınlık duymamız söz konusu değil çünkü daha Cumhurbaşkanı adayı olarak 2018’de rakipti. Bizim İnce ile ilgili insan olarak düşüncelerimiz olabilir. Sayın Muharrem İnce ile benim bir ilişkim vardır ama AK Parti’nin, daha önceki bir Cumhurbaşkanı adayına sempati beslemesi diye bir şey olmaz.

Mahir Ünal İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinden yana mı?

Bir metinden söz ediyoruz. Bir metin toplumun ahlaklı ya da ahlaksız olmasını sağlamaz. Yani sözleşmeyi iptal ettiğimiz gün toplumun ahlak seviyesi artacak bakış açısını kabul etmiyorum. İstanbul Sözleşmesi aileyi ve kadını, özelde kadına karşı şiddeti, genelde şiddetin toplumsal hayattan arındırılmasına yönelik birçok önlemlerden bahsediyor. Bu bir paradigmanın bir bakış açısının ele alındığı genel bir paket. Bu yönüyle bakıldığında İstanbul Sözleşmesi’nde bulunan bazı ifadeler bazı kesimlerde bir rahatsızlık oluşturdu. İnsanların özellikle son dönemde aile içi şiddetin artması ki bu sadece Türkiye’de değil, dünyada psikopatoloji ciddi anlamda artıyor. Mesela ’da bu konuda yayınlanmış yüzlerce makale var. Bu psikopatolojiyi bir inanç, bir siyasi görüş üzerinden konuşmak başka bir şey. Burada temel sorun; şiddeti, psikopatolojiyi, nevrotik bozuklukları bir siyasi görüşün, dini görüşün doğurduğu sebepler gibi konuşmak son derece yanlış. Burada AK Parti İstanbul Sözleşmesi ile ilgili değerlendirmelerini yapıyor. Tarafları dinliyor ve bununla ilgili verilecek karar kamuoyu ile paylaşacak. Ben İstanbul Sözleşmesi konusunda ortadayım. Bir sözleşme üzerinden ahlak ya da ahlaksızlığın ortaya çıkacağını düşünmüyorum.

AK Parti erken seçim istiyor mu?

Biz her ay 3 ile 5 arasında kamuoyu araştırması yapıyoruz ve dört ayrı şirketiyle çalışırız. Bunların yaptığı araştırmaları algı haritalarıyla çıkarır, seçmen sadakatinden partiler arasına geçişe kadar bunları belirler ve iletişimimizi bu araştırmalara göre kurgularız. Bizim yaptığımız bu araştırmaların erken seçimle bir alakası yok. 3 yıl gibi bir iktidar süresi olan bir siyasi partinin erken seçim istemesi hiç de makul değil.

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja