Hayvansever Olduğunuzu Düşünüyorsanız Yanılıyorsunuz

olduğunuzu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz

Çoğu insan ve köpekleri sever onları besler hatta evde bakar. Fakat büyükbaş, küçükbaş, kümes hayvanları ve diğer canlılarla hiç ilgilenmez hatta onları yer. Yenilen hayvanlar gözlerini fabrikada açar.

Sadece ve Köpekler Yaşamıyor Dünyada

İnekler, doğum yapması için makinelerle tecavüze uğrar, yavrusuna vereceği süt yine makinelerle alınıp neredeyse tükettiğimiz her şeyde kullanılır. Büyükbaş hayvanlar hayvanların uğradığı zulüm bununla da kalmaz, otomatik kesim makinelerinde doğurganlıkları azalınca bir kez bile yavrularını görmeden, bir kez bile doğada özgür yaşayamadan ölüm yoluna (ölüm yolu: sadece ileriye doğru giden tek yönlü bir yoldur. Kesilecek hayvanın geri kaçmaması için bariyerlerle engellerler.) gönderilir.

Her yerde Zulüm Var.

Bir çok vejetaryen ve akıllı ve şefkatli insanların akıl dışı ve şefkat barındırmayan bir pratik olan hayvan yeme davranışına devam etmesi karşısında hem öfkeleniyor hem de hayal kırıklığına uğruyor. Ama herhalde  insanı en deli eden şey, et yiyen “”ler olsa gerek. Hayvanları hem sevmek hem nasıl mümkün olabilir? Ve bu konuyla ilgilenen vejetaryen ve veganlar söz konusu paradoksa nasıl yaklaşabilir?

Sorunun cevabı hayvanseverler dahil bütün et yiyenlere  hitap ediyor. İnsanların hayvanlara yönelik çelişkili tavırlar ve davranışlar göstermesi için bir çok sebep olsa da bunların en önemlisi görünmez bir inanç sistemi ya da ideoloji olan karnizmdir. Karnizm insanların hayvanları yemeye koşullandırır ama bunu insanları psikolojik ve duygusal olarak yaşadıkları şeyin gerçeğine “uyuşturarak” yapar, insanların değerleri ve pratikleri arasındaki zıtlığın farkında olmalarını bloke eder.  Ne zaman bir grup insan normalde etik olacağını düşündükleri bir konuda istisnai şekilde davransa(özellikle de bu tür bir istisnanın farkında değilseler) o zaman bir ideolojinin işbaşında olduğu söylenebilir.

İnsanların temel değerlerine zıt bir şekilde davranmalarını talep eden karnizm gibi ideolojiler insanların ne yaptıklarını farketmeden insana yakışmayan pratiklere katılmalarını sağlamak için bir sosyal ve psikolojik savunma mekanizması kullanır. Karnizmin en temel savunma mekanizması görünmezliktir. Karnizmin bir ideoloji olarak göze görünmezliği hayvan yemenin neden bir olarak değil de bir kural olarak doğal kabul edildiğinin kanıtıdır, ve karnizm pratiklerinin görünmezliği (hayvanların gıda amaçları yetiştirilmesi ve bu amaçla öldürülmesi) insanların endüstriyel hayvancılıkla  ilgili dehşet verici gerçekleri inkâr edip bundan uzak durabilmesini mümkün kılar. İnternet ve bir çok aktivistin eylemleri sayesinde görünmezlik mekanizması–ne kadar güçlü bir savunma mekanizması olsa da – verimli bir biçimde güçsüzleştirilmiş bulunuyor, böylece diğer savunma mekanizmaları sistemin devam ettirilmesinde daha önemli bir rol oynamaya başladı. Bu  ikincil savunma mekanizmalarını kavramak hayvanseverlerin hayvan yemesini mümkün kılan sistemi dönüşüme uğratmada büyük önem taşıyor.

Et Mitolojisi: Doğal, Normal, Gerekli

Karnizm gibi sömürüye dayalı sistemler insanlara ideolojik mitler evrensel gerçekler olarak sunarak eylemlerini meşrulaştırmayı öğretir. Hayvan üzerine kapsamlı bir mitoloji var, ama hepsi öyle ya da böylece üç meşrulaştırma noktasında buluşuyor: hayvan normaldir, doğaldır ve gereklidir (aynı argümanlar köleliği, erkek egemenliği, heteroseksüel üstünlüğünü vb. mümkün kılan ideolojileri desteklemek için de kullanılıyor). Bu tür mitler kurumlaşmıştır- aileden devlete kadar bütün büyük toplumsal kurumlar tarafından hem sahiplenilmiştir hem de sürdürülmektedir- hepsi de karnistik kültürde doğan her insan bilincinin derinliklerine gömülmüştür.

“Normal, doğal ve gerekli”nin et tüketicilerine olan etkisi azımsanmamalı. Eğer insanlar bu üç sebebe gerçekten inanırsa (ki çoğu inanıyor) o zaman insanların hayvan yememeyi anormal, doğal olmayan ve gereksiz bir şey olarak algılaması son derece normal. Bu insanlar vegan olmayı da hem anlamsız hem de tehditkâr bir şey olarak görürler. Normdan sapmak ayrıca “doğal olmayan” ve sağlıksız bir beslenme biçimi ile beslenmek anlamına gelir, çünkü doğal sözcüğü sağlıklı sözcüğü ile eşanlamlı kabul ediliyor (oysa vegan beslenmenin faydalarını düşünürsek bu bir ironi!). Eğer veganizm anormalse ve doğal değilse o zaman bir değişim olacağını düşünmek de anlamsızdır elbette.

Et Mentalitesi: Bilişsel Sapma ve Duygusal Uzaklaşma

Karnizm; doğal, normal ve gerekli’yi destekleyen ve bunlar tarafından desteklenen başka bir savunma mekanizması da kullanır: bilişsel sapma. Bu sapmalar karnizmin psikolojik kısmıdır; et  ve yemeyi öğrendiğimiz hayvanlarla ilgili algılarımızı bozan, hayvanları tükettiğimiz için kendimizi rahat hissetmemizi sağlayan otomatik, bilinçsiz mental süreçlerdir. Kısacası köklü bir sistemde doğduğumuzda dünyaya o sistemin gözlükleriyle bakmayı öğreniriz; karnizmi içselleştiririz.

Bilişsel sapmalar insanların örneğin çiftlik hayvanlarını bir nesne (mesela insanlar bir tavuktan “bir şey” diye söz ederler, “birisi” olarak değil) ve bireyselliği , kişiliği olmayan bir soyutlama (mesela; domuz domuzdur, bütün domuzlar aynıdır) gibi  görmesine sebep olur . Bu sapmalar ayrıca insanların zihinlerinde katı kategoriler yaratmasına sebep olur, böylece  insanlar farklı türlere karşı çok farklı hisler ve davranışlar barındırabilirler (örneğin; biftek lezzetlidir, eti iğrençtir; inekler yemek için vardır, köpekler dostumuzdur). Temelde bilişsel sapmalar bir uzaklaşma mekanizması olarak iş görür, böylece his ve duyguları olan diğer canlılara karşı insanları içlerinde var olan doğal empati hislerinde uzaklaştırır.

Köpeği Sevmek, İneği Yemek

İnsanların büyük çoğunluğu –hayvanseverler dahil- hayvanları bencil ya da kötü insanlar olduğu için yemezler, hayvan yerler çünkü insanlar inançlarını, tercihlerini, düşüncelerini, hislerini ve davranışlarını hem derinden hem de son derece güçlü bir biçimde şekillendirmiş bir sistemin parçasıdır. Bir çok insan hayvanları gerçekten  umursadığı için değerleri ve pratikleri arasındaki çelişki ve zıtlığı açığa çıkaran bilgiler karşısında hem kendilerini tehdit edilmiş hisseder hem de bu bilgiye karşı savunmaya geçer. Aslında hayvanseverler hayvan acısına karşı daha hassas olduğundan, hayvanlara karşı işlenen vahşetlere nasıl bir katkıda bulunduklarını öğrenmemek için kendilerini daha fazla savunmaya başlar.

Hayvan Yiyen Hayvansever Paradoksunun Ötesine Geçmek

Karnizmi anladığımız zaman hayvan yemenin sadece kişisel bir etik meselesi değil, son derece derinlere kök salmış bir inanç sisteminin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu kavrayabiliriz. Bu sebeple hayvan yemek konusundaki konuşma ve düşünme biçimimizi yeniden düzenleyebiliriz.

Karnizmi anlamak özellikle veganlara faydalı olabilir: vegan olmayanları daha iyi anlayabilir; iletişim halinde  olduğumuz insanların psikolojisini anladıkça veganizmle  ilgili daha etkili bir şekilde verebilirler; gerçeklerin insanları  ikna edeceği beklentisi ile beraber gelen o hayal kırıklığından uzak durabilirler (çünkü ikna etmez, hayvan yemek konusu konuşulurken insanların savunma pozisyonuna geçeceği beklentisine alıştırır); yapısal ya da sistemik karnizme okurken endüstriyel hayvancılığın tamamen sona erdirilmesi için daha çok ve daha iyi çalışmamızı mümkün kılabilir. Belki de en önemlisi şu: karnizmi anlamak, bir insandan- hatta bir hayvanseverden-  artık et yememesini isterken aslında o insandan bir davranış değişikliği değil derin bir bilinç değişim talep ettiğimizi kavramamıza yardımcı olabilir. Bu tür bir değişim ancak o insan hazır olduğunda gerçek olacaktır; veganlar olarak bizim görevimiz insanlardan talep ettiğimiz anlayış ve şefkati model alarak insanların hazır olacağı o ânın yaratılmasına etmek sadece.

Dr.Melanie Joy

 

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.