Bazı Akademisyen ve Öğretim Görevlilerinin Bağnazlıkları…

Üniversite okumuş herkes bilir ki ders kayıt ve ekle-sil gibi dönemler tüm öğrenciler için sıkıntı dolu bir süreçtir. Bunun yanında bazı akademisyenlerin (okur-yazar-aydın insan) çalıştığı okulun yönetmeliğini okumamış olması ve yanlış bilgilendirmelerde bulunması da sıkça rastlanan bir sorundur.

Akademik Bağnazlık

Bu yönetmenliği bazı lisans ve yüksek lisans öğrencileri bile bilirken akademisyenlerin ve öğretim görevlilerinin bilmemesi buna yönelik sorulara da o öyle değil, şunu yapmanız yeterli gibi cevaplar verilmesi öğrencileri yanlış yönlendirerek neredeyse yıl kaybetmenin eşiğine getirmektedir.

Bazı Akademisyen ve Öğretim Görevlilerinin Bağnazlıkları…

Sıkça karşılaşılan ve artık klişeleşmiş bazı durumları beyan eden öğrencilerin görüşlerine göre bariz olarak karşılaştıkları problemler şunlardır;

Bağnazlık

Birincisi ve en önemlisi hatta bağnazlığın zirve noktası öğrencinin işi yoktur anlayışı. Evet öğrencinin sigortalı olarak çalıştığı bir işi olmayabilir fakat yapacağı önemli işler, görüşmeler veya para kazandığı uğraşlar olabilir. Okula kadar gelip dersin olmadığı öğrenen öğrenciler boşu boşuna o kadar yolu tepmiş, ulaşım ücreti ödemiş ve büyük bir zaman kaybına uğramıştır. Bu yapılan hem öğrenciye saygısızlık hemde hırsızlıktır. Teknolojinin nimetinden yararlanamayıp bir duyuru bile yapamayan veya bunu gereksiz gören akademisyenlerin bağnazlığının zirve yaptığı nokta budur. Tabi ki bu bir genelleme değil, fakat sıkça karşılaşılan bir durumdur. En acısı da şudur ki yenilikleri takip bile edemeyen, mailini bile okuyamayan kifayetsiz öğretim görevlilerinin de bulunmasıdır.

İkinci ve sıkça yaşanan bağnazlık ise öğretim görevlilerinin her şeyi ben bilirim havası hatta öyledir ki bir işte dahi olsanız size işinizi öğretmeye kalkarlar. Öğrencilerini tam olarak tanımadan onlar hakkında ön yargılara sahip olur ve bu yargılar doğrultusunda değerlendirmelerde bulunurlar. Şöyle ki bir öğretim görevlisi bir yargıda bulunmadan evvel öncelikle belli ve verili yani afaki olmayan bulgulara sahip olmalı, düşünerek konuşmalı ve öğrenciyi hor görmemelidir. İktidarı eleştirirken tıpkı eleştirdiği davranış kalıplarının içine cuk diye oturmamalıdır. Cuk kelimesi de cuk oturdu. Tabi ki elde yeterli veri ve bulgu olmadığından tekrar belirteyim bu bir genelleme değil, sadece duyum ve yaşanan olaylardan çıkarılan tipik davranış kalıplarının yorumlanmasıdır. Bizde Bağnaz olmayalım.

Üçüncü olarak ise öğrencileri doldurulacak bir kap gibi görmeleridir. Oysa ki öğrencide heves uyandırmalı ve öğrenciyi doğru alana yönlendirme görevi üstlenmeleri gerekmektedir. Evet öğrenci sayısı çok olabilir, her öğrenciye ilgi göstermek zorda olabilir ama o zaman bu mesleği seçmemek gerekir. İçinde insan sevgisi bulunmayan ve sırf maaşlı bir işi olsun diye hırsla yalakalık yapıp bir yerlere gelen akademisyen sayısıda oldukça fazladır. Bu da doğal olarak akademisyen ve öğretim görevlileri içerisindeki bağnaz azınlığın çoğalmasına sebep olmaktadır.

Dördüncü olarak sanki onlardan başka kimsenin düşünce kabiliyeti yokmuş gibi davranmalarıdır. Sanki sadece onlar düşünüyor, sanki sadece onların kafası dolu ve sanki sadece onların uğraşları varmış gibi düşünürler. Bu bencil tavır öğrencilerde isteksizlik ve tıpkı bunu yaşatan akademisyen gibi yılmış bir tavır içine girmelerine neden olur. Sadece akademisyenlerin veya okuyan insanların felsefi görüşleri yoktur. Dünyada yasayan her insanın tabiata ve yaşamaya olan bazı temel inançları ve edimleri vardır. Bunu kavrayamayan kibirli insanların camiasında yer almaları ise utanç vericidir.

SON…

Yukarıda tekrar tekrar tekrar bahsetmeme rağmen yine vurgulamak isterim ki bu sadece belirli bir azınlığa yönelik sıkça karşılaşılan ve artık kanıksanmış davranış tipleridir. Akademik bağnazlık olarak adlandırdığım bu maddeleri okurken her akademisyen böyle diye düşünmemeli, olumsuzluk içinde olmamalı, akademisyenlerle öğrenci ilişkisini bozacak söylemler üretilmemelidir. Bu özelliklerin tamamına veya bir kısmına sahip akademisyenler olabilir ama bu onları tamamen değersiz kılmaz, onlarda insanlar ve bazı kişilik özelliklerine sahipler. Sadece burada anlatmak istediğimiz bazı davranışların  (okur-yazar-aydın insan) akademisyen ve öğretim görevlilerine yakışmadığıdır. Sizde yorum yapabilir ve aşağıda özgürce görüşlerinizi iletebilirsiniz.

Şunu da ihmal etmeyelim bu konuda yapılmış bilimsel çalışmalar ve bu konuya benzer içerikte bir yazı bulunmakta bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

 

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja