Bahçeli, Arınç’a Sert Tepki Göstererek Gündemi Değerlendirdi

Bahçeli;Kavala ve Demirtaş’a Güzellemeler Yapması Çarpıklık ve Ahmaklıktır.

Genel Başkanı , “Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş tahliye olmalı” diyen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’a sert tepki gösterdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP kurucularından Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın “Kavala’nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş’ın tahliyesi olabilir; delil uyduramazsınız, çocuk bile yazmaz bu iddianameleri!” açıklamasına, “Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan siyaset eskisi bir şahsın Kavala ve Demirtaş’a güzellemeler yapması çarpıklık ve ahmaklık” sözleriyle tepki gösterdi.

Bülent Arınç’a: Sorosçu Osman Kavala ile terörist Demirtaş’a güzellemeler yapması kelimenin tam anlamıyla çarpıklık

Halen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olan siyaset eskisi bir şahsın, televizyona çıkıp Sorosçu Osman Kavala ile terörist Demirtaş’a güzellemeler yapması kelimenin tam anlamıyla çarpıklık, hatta ahmaklıktır.

“Devran isimli kitap bir terör anlatısı”

Bu şahsın iki suçlunun serbest bırakılmasını istemesi suçluyu övmektir, suça iştiraktir, ihanete yataklıktır. Terörist Demirtaş’ı ve Kürt kökenli kardeşlerimizi tanımak için Devran isimli hikâye kitabının okunmasını öneren bu gafil terör propagandasını alenen, milletimizin gözünün içine baka baka yapmıştır.

Sayın Arınç, biz Kürt kökenli kardeşlerimizi bir teröristin anlatıldığı kitaptan değil, hayatın bizatihi içinden, milletimizin şerefli mensubu olmalarından, anıda, acıda ve gelecekte birlikte olmamızdan tanıyor ve onlara baktığımız zaman tıpatıp kendimizi görüyoruz. Devran isimli kitap bir terör anlatısıdır. Devran isimli şahıs bir teröristtir. Yazan da teröristtir.

“Sayın Arınç nereye varmak, ne yapmak istiyorsun?”

Demirtaş’a masum gözüyle bakıyorsan, teröristlerin saldırısıyla şehit olan Yasin Börü’ye, Eren Bülbül’e, 11 aylık Bedirhan bebeğe ne diyeceksin? Emzikli bebeklerin öldürülmelerini nasıl anlatacaksın?

Hamile kadınlarımızın kurşunlanmasını nasıl yorumlayacaksın?

6-8 Ekim olaylarında katledilen 53 insanımızı nasıl izah edeceksin? Sayın Arınç nereye varmak, ne yapmak istiyorsun? Aslına mı çekiyorsun, nesline mi özeniyorsun?Nedir seni teröristlere sempatiyle baktıran?

“Sen Devran’ı bırak da Mehmetlere bak, belki olmayan vicdanın kanar”

Sen Devran’ı bırak da Mehmetlere bak, belki olmayan vicdanın kanar. Sen terör kervanına girmeyi bir kenara bırak da, millet ne diyor, tarih ne diyor, şühedamız ne diyor ona dikkat et, bunları kendine rehber tayin et. Özgürlükçü düşünelim diyor, yani demek istiyor ki, teröristler serbest kalsın, Türkiye’ye kast edilsin.

Bu ahlaksız bir üslup, akılsız bir teklif değil midir? Neyin özgürlüğü, elinde silahla dağda gezene özgürlük değil, milletin demir yumruğu layıktır.

“Bülent Arınç Türkiye’ye kim tuzak kurmuşsa onlara muhabbetle yaklaşmakta”
Bülent Arınç Türkiye’ye kim tuzak kurmuşsa, Cumhur İttifakı’na kimler hasımsa, iç barış ve huzur ortamını kimler bozmak istiyorsa onlara muhabbetle yaklaşmaktadır.

Gezi olaylarının sponsoru olan Sorosçu Osman Kavala’nın, özgürlükçü düşünerek serbest kalmasını gündeme getirmek hangi akıl ve mantığın ürünüdür? Aynı görüşü CHP de seslendirmektedir.

Kaldı ki, CHP’li sözcüler Arınç’ı vicdan olarak tanımlayıp takdir etmişlerdir. O halde vicdanı yeniden tarif etmek hepimiz için ana görevdir. Merhum Nurettin Topçu der ki, vicdan, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt etme melekesidir.

Bu tefriki, bu tespiti yapamayanların vicdanı yoktur, vatan sevgisi yoktur, bir gözleri Pensilvanya’da, diğeri de Kandil’dedir. Anlaşılan zillet yeni isimleri devşirmektedir. Yıkım kadrosuna yenileri katılmak için hazırda beklemektedir. Demirtaş teröristtir, Devran isimli kitap terör propagandadır. Bizim nazarımızda aksini iddia eden kim olursa olsun bölücüdür, terörsevicidir, fitnenin elebaşıdır.

“Doğu Akdeniz’de yaşanan mütecaviz provokasyonu şiddetle kınıyorum”
AB tarafından tek yanlı yürütülen, maksat ve muhtevası oldukça şüpheli olan İrini Harekatı’nda görev alan bir Alman firkateyni, Türkiye’den Libya’ya boya ve insani yardım malzemesi taşıyan Türk bayraklı bir ticaret gemisine dostane olmayan ve korsanca bir müdahalede bulunmuştur.

Maruz kalınan muamele hukuka ve ittifak ahlakına temelden aykırıdır.  Kaptan dahil tüm gemi personelinin zorla üstlerinin aranması, bir yerde toplu olarak alıkonulmaları, özellikle kaptanın başına silahlı askerin dikilmesi eşkıyalıktır, ahlaksız bir tertiptir. Silah ambargosunu ihlal etmediği görülen gemimizin saatlerce güzergâhından mahrum bırakılması, ayrıca gemi personeline suçlu muamelesi yapılmış olması skandaldır.

Uluslararası sularda ticari gemilere müdahale edilebilmesi için bayrak devletinin rızasının alınması esastır. Bu kural çiğnenmiştir, netice itibariyle gerekli nota Türkiye tarafından gecikmeksizin muhatap ülkelere verilmiştir. Doğu Akdeniz’de yaşanan mütecaviz provokasyonu şiddetle kınıyorum. Türkiye hakkını yedirmez, haysiyetini çiğnetmez, hiçbir ülkeye de eyvallah etmez.

Ne olmuştu?

, AKP kurucularından, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın “Kavala’nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş’ın tahliyesi olabilir; delil uyduramazsınız, çocuk bile yazmaz bu iddianameleri!” açıklamalarına göndermede bulunarak, “Reform gündemimize yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz” tepkisini gösterdi.

Arınç, “Kavala’nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş’ın tahliyesi olabilir” sözlerine Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert tepki göstermesi üzerine yaptığı açıklamada, “Konuşma beni çok rencide etti. Sayın Cumhurbaşkanı çok ağır bir konuşma yaptı. İstifa ettiğim yönünde bazı söylentiler çıkmış ama şu an için bu doğru değil. Kendisiyle görüştükten sonra gereken neyse onu yapacağım” dedi. 

Bahçeli öğretmenleri de unutmadı.Sorunlarını dile getirerek bakanlık ve çalışanlarına teşekkür etti

Bahçeli, “Necmettin Yılmaz 23 yaşındaydı, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde öğretmenlik yapıyordu.16 Haziran 2017’de tatil maksadıyla memleketi Gümüşhane’ye giderken -Pülümür karayolunda PKK’lı teröristler tarafından aracı kurşunlandı ve yakıldı. Necmettin Yılmaz evladımız hayatının baharında şehit edildi. Sınıfı yetim kaldı, öğrencileri, mesai arkadaşları hüzne boğuldu. Şenay Aybüke Yalçın 22 yaşındaydı. Henüz yedi aylık öğretmendi. Batman Kozluk’ta 9 Haziran 2017’de karne dağıtımından sonra memleketine dönerken PKK’lı teröristler tarafından şehit edildi. Hainler bu kızımıza da hiç acımadılar. Tayini çıktığında ‘Öğretmen oldum ben’ diyerek sevinmişti, sonrasında al bayrağa sarılı naaşıyla baba ocağına döndü. Yıllar içinde pek çok öğretmenimizi teröre kurban verdik. Hiçbir suçları, hiçbir günahları yoktu.Hepsinin de tertemiz hayalleri, tertemiz hedefleri, tertemiz vicdanları vardı.  Tek gayeleri sınıfları dolduran masum yavrularımıza tecrübelerini aktarmak, onların kafalarını bilgiyle aydınlatmaktı.” diye konuştu. 

“Öğretmenlerimiz insani cevherlerimiz”

Bahçeli, “Zira ne kadar ileri eğitim sistemi getirirsek getirelim, eğitimi ne kadar geliştirdiğimizi iddia edersek edelim onu uygulayacak olan öncelikle öğretim kadrolarımızdır.  Sorunları çözülmemiş öğretmen sorunlu öğrenci ve sorunlu eğitim sistemi demektir. Hepimizin düşünmesi gereken konu; öğretmeni ve eğitimi kalkınmanın merkezine koymak yerine, neden yıllardır kıyısında bekleterek tali bir unsur haline getirmiş olduğumuzun sorgulanmasıdır. Geleceğimizden tasarruf edemeyeceğimize göre geleceğimizi hazırlayan öğretmenlerimizden kısacağımız bir imkânın bedeli ise mutlaka ağır olacaktır. Yüksek hedefleri gözüne kestirmiş, milletinin refahını ve mutluluğunu ilke edinmiş bir devletin önce öğretmenlerini mutlu etmesi kaçınılmaz bir zorunluluk ve gerekliliktir. Dileğimiz atanamayan tek bir öğretmenimizin kalmamasıdır.” düşüncesini dile getirdi. 

Bahçeli, “Zira ne kadar ileri eğitim sistemi getirirsek getirelim, eğitimi ne kadar geliştirdiğimizi iddia edersek edelim onu uygulayacak olan öncelikle öğretim kadrolarımızdır.  Sorunları çözülmemiş öğretmen sorunlu öğrenci ve sorunlu eğitim sistemi demektir. Hepimizin düşünmesi gereken konu; öğretmeni ve eğitimi kalkınmanın merkezine koymak yerine, neden yıllardır kıyısında bekleterek tali bir unsur haline getirmiş olduğumuzun sorgulanmasıdır. Geleceğimizden tasarruf edemeyeceğimize göre geleceğimizi hazırlayan öğretmenlerimizden kısacağımız bir imkânın bedeli ise mutlaka ağır olacaktır. Yüksek hedefleri gözüne kestirmiş, milletinin refahını ve mutluluğunu ilke edinmiş bir devletin önce öğretmenlerini mutlu etmesi kaçınılmaz bir zorunluluk ve gerekliliktir. Dileğimiz atanamayan tek bir öğretmenimizin kalmamasıdır.” düşüncesini dile getirdi. 

Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Dileğimiz öğretmenlerimizin öncelikli sosyal, ekonomik, mesleki sorunlarının süratle çözülmesidir. Covid-19 salgınının yoğun bir şekilde yaşandığı bugünlerde Milli Eğitim Bakanımızın ve mesai arkadaşlarının muazzam çalışmaları, samimi gayretleri bizleri ziyadesiyle memnun etmektedir. Bu vesileyle Sayın Bakanımıza ve bakanlık personeline yürekten teşekkür ediyorum. Şehit öğretmenlerimize Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Görevini yapmanın huzuruyla emeklilik günlerini yaşayan öğretmenlerimize sağlıkla geçecek uzun bir ömür diliyorum. Bütün öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyor, hepsine saygılarımı sunuyorum.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Bursalı’ya: Fitnenin zehriyle zehirlenmiş

(Cumhuriyet gazetesinden Orhan Bursalı’nın “RTE Bahçeli’yi harcar, Bahçeli de RTE’yi; zamanı var…” başlıklı yazısına tepki) Türkiye düşmanlarının sığınağı olan bir gazetede köşe yazarlığı yapan korkak ve kiralık bir kalem sahibi, “Recep Tayyip Erdoğan Bahçeli’yi harcar, Bahçeli de Recep Tayyip Erdoğan’ı; zamanı var…” diyebilecek kadar fitnenin zehriyle zehirlenmiş, kör kütük halde kendinden geçmiştir. Çünkü bunların canı böyle istiyor. Çünkü bunların kirli amacı bunu işaret ediyor. Kurdukları hayallerden bile malzeme çalan zavallıların sözüne itibar edecek hiçbir vatan evladı olamayacaktır. Kaldı ki maruz kaldıkları hayal kırıklıklarını hiçbir alçı da tutamayacaktır. Karanlık kuyuların güneş görmeyen dip köşeleri neyse bunların vicdanı odur.

“MHP ile AK Parti iki kahraman millet eseri”

Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; MHP ile AK Parti Türk tarihinin iki ucunu bir sevdayla kavrayıp geleceğin parlak ve onurlu kucağına doğru taşıyan iki kahraman millet eseridir. Biz harcarsak sadece hainleri, sadece Ali Kemal varislerini harcarız. Cumhur İttifakı siyaseti pazarlık üzerine inşa etmemiştir.Cumhur İttifakı al-ver süreciyle kurulmamıştır. Cumhur İttifakı’nın ortak paydası mevki-makam hırsı değil, Türk milletinin tarihi ve dokunulmaz haklarıdır. Cumhur İttifakı, cumhurun şeref nişanesi, Cumhuriyetimizin kuruluş ruhunun nigehbanıdır.  Yolu doğru olanın yükü de ağırdır. Bu yük fedakâr yürekler tarafından omuzlanmıştır.

“Cumhurbaşkanımızla hukukumuz tutarlı, kara kediler başka yerde dolaşsın”

Sayın Cumhurbaşkanımızla hukukumuz Türkiye düşmanlarının kafalarının almayacağı kadar tutarlı, dengeli, hesapsız, plansız, ilkeli, karşılıklı hürmet ve muhabbete dayalıdır. Kara kediler başka yerde dolaşsın, müfsit çakallar başka mahfillerde at koştursun. Cumhur İttifakı Türkiye’nin yegâne umudu, yedi düvele karşı güvencesidir.

“Tüm reformlar Cumhur İttifakı’nın ortak iradesi”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla kökleşmesi için ihtiyaç duyulan , adalet, , sosyal ve diğer tüm reformlar Cumhur İttifakı’nın ortak iradesidir. Kaldı ki en büyük reform Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir.

“Nifak saçan dillerinizi Cumhur İttifakı’ndan derhal çekiniz”

Cumhur İttifakı; cukka ittifakı değildir, curcuna ittifakı değildir, çukur ittifakı değildir, çuval ittifakı değildir, çuvallamış bir ittifak hiç değildir. Bizim ittifakımız milletin ittifakıdır, tarihin ittifakıdır, bekanın ittifakıdır, milli ülkülerin ittifakıdır, ezcümle kızılelmanın, kutlu yarınların ittifakıdır. Mülevves niyet sahiplerine diyorum ki, o pis ellerinizi ve nifak saçan dillerinizi Cumhur İttifakı’ndan derhal çekiniz, size buradan kemik çıkmaz.

“Cumhur İttifakı yaşayacak, reformları birbiri ardına hayata geçirecek”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk milletinin geleceğinin mimarı olacaktır. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi özlemi çekenlere soruyorum, onu bunu bırakın da, mahremiyet içinde Türk’süz anayasa taslağını nasıl hazırladınız, buna cevap verin?’ü anayasadan çıkarırken hiç mi yüreğiniz sızlamadı? Vatandaşlık tanımını güncelleyip Türklüğü yok sayarken hiç mi utanmadınız? Türkiye’yi bölünmeye götürecek bir anayasal zemini oluştururken hiç mi pişmanlık duymadınız? Ülkücüleri düşman gören İP’in başkanı, bu zillete nasıl ortak oldun? Atatürk’ün partisi CHP’nin yöneticileri bu rezalete nasıl olur verdiniz?Türkçe’nin onuruyla oynamaktan hiç mi rahatsız olmadınız? Anadilde eğitim ihanetine hangi hakla yeşil ışık yaktınız?

Anayasa çalışması tepkisi

PKK’yla anayasa taslak metnini hazırlarken hiç mi şehitlerimizi aklınıza getirmediniz? Sizin iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem dediğiniz bu kepazelik midir? Cumhur İttifakı milletin makus talihini yenmek için varken, zillet ittifakı milleti mahkum etmek ve bölmek için kurulmuş ve kurdurulmuş karanlık bir siyasi mekanizmadır.

“Zillet mandacıdır”

Türk milliyetçilerine savaş açan İyi Parti hangi yaraya merhem olacak? Pensilvanya projesi olan iyi kisveli kötüler mi Türkiye’ye umut vaat edecek? Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı cephe alan, ABD’nin yeni başkanından himmet dilenen, demokrasi çağrısı yapmasını talep eden yeni nesil mandacıların partisi olan CHP mi ülkeyi dirliğe ulaştıracak? Geçiniz bunları, bırakınız bu masalları.

Zillet mandacıdır, melanettir, vasi arayışındadır. CHP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Başdanışmanı olan eski büyükelçinin, Amerikan Marshall Fonu isimli bir düşünce kuruluşuna verdiği beyanatlar zalimlerin sesidir, teslimiyetçiliğin seslenişidir, Türkiye’ye vurulmak istenen paslı zincirin ta kendisidir.

Kılıçdaroğlu’nun bu Başdanışmanı, Biden’den ülkemize yönelik hak ve özgürlükler konusunda vurgu yapmasını istiyor. Türkiye’nin terörle mücadele yasasının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesini hedefliyor. Uluslararası topluma temel hak ve özgürlüklerde güvence verilirse ekonominin toparlanacağını iddia ediyor.

Kapalı Maraş’ın açılmasını desteklemediklerini ileri sürüyor. Yetmiyor, sözde Kürt sorunu çözülmezse, tıpkı geçmişte Abdullah Gül’ün söylediği gibi, Türkiye’ye dışarıdan dayatılacağını ifade ediyor. CHP bunları söylerken Ali Babacan her kararın Ankara’dan alınamayacağını, yeni bir vatandaşlık tanımına ihtiyaç olduğunu zırvalıyor.

Davutoğlu’na: Herkes adam oldu da, bir sen olamadın

İşbirlikçi ve iradesiz Serok Ahmet ise Siirt’ten bize Kürtçe cevap veriyor. Ah serok ah, özgüveni falan bırak, herkes adam oldu da, bir sen olamadın, bu gidişle olman da imkânsızdır.

Anlayacağınız, zilletin ana ve yan aktörleri zalimlerin gözüne girmek, emperyalistlerin desteğini almak için onursuzluğun kuyruğa girmişlerdir. Alayına yazıklar olsun, yabancılara biat eden, gel gel yapan, el sallayan, mesaj yollayan, alın bizi kullanın diyen köksüzlere bin defa yuh olsun.

Biraz daha beklesinler, biraz daha sabretsinler, iktidar için ABD’ye boynunu uzatan CHP’nin ve yancılarının sandıkta boynunu vuracak elbette büyük Türk milletidir.

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.