10 Maddede Bilimkurgu vs. Bilim

Bilimkurgu vs. Bilimsel Gerçekler

          Bir bilimkurgu filmini izlenirken, gerçek bilimin arasına karıştırılmış bilimkurgu ögelerine çoğu zaman dikkat edilmez. Filmi izlerken önemli olan unsur, filmin bizde uyandırdığı duygular, filmin konusu, oyuncular ve filmdeki görsel efektlerdir. Filmde çok havalı bir şekilde patlayan araçlar ekran karşısında güzel gözükse de, gerçek bir kazada böylesi şiddetli bir patlamanın yaşanması nadirdir. Aynı şekilde uzay temalı filmlerde karşımıza kurgu sıklıkla çıkar. Aslında bu durum anormal değildir çünkü adı üstünde bilimkurgu filmler belgesel değildirler. Gerçeklerin arasına kurgu karıştırmak olağandır hatta bilimsel gerçeklerin tümü göz ardı edilerek bile bir film çekilebilmektedir. Bu yazının (çevirinin) amacı, filmin bir kurgu olduğunu bilsek bile en azından gerçekleri bir seyirci veya eleştirmen olarak göz ardı etmek istemememizdir. Bir yerden bir yere ışınlanma fikri ne kadar cazip olsa da gerçekte böyle bir yolculuk şekli ne kadar olasıdır?

1-Evrendeki Diğer Güneş Sistemleri

          Hepimiz, evrendeki tek güneş sisteminin bizimkisi olmadığını biliyoruz. Kendi gezegenlerine sahip birçok güneş sistemi mevcuttur. BİLİMSEL GERÇEK: Gelişmiş teleskoplarla bu savımız kanıtlanmıştır. Geçtiğimiz on yıl içinde birçok gezegeni barındıran sayısız güneş sistemi keşfedilmiştir.

2-İkiz Güneşe Sahip Sistemler

          Luke Skywalker’ın (Yıldız Savaşları filminden) anavatanı diyeceğimiz Tatooine gezegeni iki güneşli bir sistemdi, buna çiftli yıldız sistemi de denmektedir. Filmi izleyenler böyle bir gezegende gündoğumu ve gün batımının müthiş olduğunu söyleyebilirler ama gerçekte böyle bir sistem mümkün müdür? BİLİMSEL GERÇEK: Evet mümkündür. Hatta çok olağan bir durumdur. Geçtiğimiz yıllarda keşfedilen yüzden fazla gezegenin böyle bir sistemin içinde olduğu keşfedilmiştir. Bunlara 16 Cygni B ve Cancri A örnek gösterilebilir. Yalnız, şimdiye kadar kurgu bir gezegen olan Tatooine gibi, üzerinde yaşamın gelişmesine imkân tanıyan çift güneşli bir gezegen bulunamadı. Çok sıcak bir ortam olurdu.

3-Işınlanabilsek Hayatımız Ne Kadar Kolay Olurdu!

          Her şeyi hızla yaşadığımız bir dönemde bir yere arabayla gitmek bile bize çok uzun bir süre gibi gelebilir. (Eskiden atla gidildiğini düşünürsek aslında o kadar da yavaş değiliz. Bu yavaşlık görecelidir.) Işınlanmanın temel çıkış noktası Star Trek filmleridir. BİLİMSEL GERÇEK: 1990’lı yılların sonlarında insanları fotonlar aracılığıyla datanın transferinin mümkün olduğunu kanıtladılar ama fotonlar çarptıkları yüzey ne olursa olsun absorbe edildiler. Avusturya’daki Innsbruck Üniversitesi ve Colorado, Boulder’daki National Institute of Standards and Technology’deki fizikçiler, quantum dolanması prensiplerini kullanarak birbirlerinden ayrılmış atomları ışınladılar. Uzmanlara göre bu süper hızlı quantum bilgisayarlarının önünü açacak önemli bir buluştur. Fakat bilimkurgu hayranlarını üzecek haber, bu aşamada insanların ışınlanamayacağıdır. Tabi atomlarımıza ayrılmak istemiyorsak…

4-Uzayın Derinliklerinde Yer Çekimi Yoktur!

          Devamlı süzüldüğümüz, kuş gibi uçtuğumuz, bir zıplamada gezegenden uzaya sıçrayabileceğimiz gibi düşüncelere yol açan bu düşünce ne kadar gerçektir? BİLİMSEL GERÇEK: Eğer bu doğru olsaydı, Ay’ın ’nın çevresinde dönmeyi bırakması ve tüm güneş sisteminin dağılması gerekirdi. Uzaklık arttıkça yer çekiminin azaldığı doğrudur ama uzayda ne kadar uzağa giderseniz gidin yer çekiminden asla tamamen kaçılamaz. Astronotlar sıfır yerçekimi deneyimi yaşıyor gibi gözükseler de bunun sebebi ’nın etrafında devamlı bir serbest düşüş yaşıyor olmalarındandır.

5-Evrende Yalnız mıyız?

          Hiç değilse ilkel evrede bile olsa bazı yaşam formları evrenin bir yerlerinde mevcut olmalıdır. Ama bu düşüncenin ötesine geçip, bu ilkel canlıların yanı sıra ciddi ciddi silahlı, emperyalist ve savaşçı canlıların dünyaya saldırmak için doğru zamanı beklediklerini düşünenler de var. (Düşünceleri kanıtlanabilir bilimsel gerçeklere dayanmadığından düşünce yerine inanç kelimesi kullanılması daha doğru.) BİLİMSEL GERÇEK: Birçok insanı dışı canlıların var olduğuna dair spekülasyonlar yapsa da elimizde buna dair bir kanıt yoktur. Bu gibi soruların yanıtları Mars ve Europa’ya yapılan keşif gezileri ile gelecekte uzay teleskopları tarafından açıklığa kavuşturulabilir mi bilinmez.

6-Çok Sıcak gezegenlerde yaşam olabilir mi?

          Organizmaların yüksek sıcaklıklarda yaşayamadığı, bunların hayatta kalabilmeleri için Dünya gezegeninde olduğu gibi ılıman bir iklime sahip bir ortama ihtiyaç duydukları düşünülüyor. BİLİMSEL GERÇEK: Elliden fazla organizma türü sıcak ortamlarda yaşayabiliyor. Özellikle arkebakteri türüne ait organizmaların, Yellostone Milli Parkı‘ndaki sıcak kaynak sularında ve derin denizlerdeki krater ağızlarında yüksek derecelerde yaşadıkları keşfedilmiştir. Bu organizmalar en iyi 105 derecede üreyebilirler ama 112 derecede de çoğalabilmeleri mümkündür. Bu keşif, özellikle Venüs gibi, sıcak gezegenlerin nispeten ılık olan bölgelerinde yaşamın olabileceği yönündeki düşüncelerin çok da anlamsız olmadığını kanıtlıyor.

7-Güneş Sistemimizdeki Halkalar

          Güneş sistemimizdeki bütün dev, gaz halindeki gezegenlerin etrafında harika halkalarının olduğu düşünülmektedir. Gaz halindeki gezegenler şunlardır: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. BİLİMSEL GERÇEK: Satürn’ün muhteşem halkaları en görünür olan halkadır. Elbette diğer gaz gezegenlerin halkaları olsa da Satürn’de olduğu gibi ilk bakışta görülmeyebilirler.

8-Yıldızlararası Yolculuk Mümkün mü?

          Bir insanı, makul ömrü boyunca başka bir yıldız sistemine gönderecek teknolojimiz var deniliyor. Sadece böyle bir projenin inanılmaz bir bütçe gerektirdiği sorunu insanları derin derin düşündürüyor. BİLİMSEL GERÇEK: Yıllar önce saatte 37.000 mil (yaklaşık 60.000 km) hızla güneş sistemini terk eden insansız uzay aracı Voyager’ın en yakın yıldıza ulaşması 76.000 yıl alacak. Aradaki uzaklık çok fazla olduğundan, bir insan hayatına sığabilecek yıldızlararası bir yolculuk ya ışık hızında ya da buna yakın bir hız gerektirmektedir. Üstelik hız, ihtiyaç duyulan tek şey değildir. Bugünün uzay teknolojisiyle, bütçeyi işin içine bile katmadan, böyle bir yolculuk yapmak mümkün görünmememktedir.

9-Uzayda Yaşayan Organizmalar

          Bazı organizmalar herhangi bir korumaları olmaksızın uzayda yaşayabilmektedirler. Yoksa bu düşünce yanlış mıdır? BİLİMSEL GERÇEK: Uzay Ajansı‘nın 2005’te gerçekleştirdiği bir deney sonucunda, iki yosun türü, Rus roketiyle uzaya 15 yıllığına gönderilmiştir. Bir kapsülün içine hapsedilen bu türler Dünya’ya geri döndüklerinde uçuş öncesi formlarından hiçbir şey kaybetmemişlerdir! Yosunlar uzay boşluğuna ve Güneş’in zararlı ultraviyole ışınlarına maruz kalmışlar ama hayatta da kalabilmişlerdir.

10-İyon Motorlu Uzay Araçları

          Yıldız Savaşları filmindeki ufak TIE (İkiz iyon motorlu) savaş gemilerini (uçaklarını) uçuran tarzda iyon motorları bilimkurgu filmlerinin vazgeçilmez araçlarından olsalar da günümüzde böyle bir itki gücü kullanılabilir mi? BİLİMSEL GERÇEK: İyon, bilimkurgu filmlerinde uzun zamandır kullanılmaktadır ama geçtiğimiz yıllarda birçok insansız uzay aracında başarılı testler yapılmıştır. 1998’de ’nın Derin Uzay 1 aracının uzaktaki bir asteroidle, daha sonra da bir kuyruklu yıldızla buluşması, iyon itkisinin gezegenler arası kullanılabileceğini kanıtlamıştır.

Kaynak

0 thoughts on “10 Maddede Bilimkurgu vs. Bilim

Bir Şeyler Yazın...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimized with PageSpeed Ninja